Aç doyurmak
Yoksulları, açları beslemek, onlara yardım etmek.
Kimsenin yardım edemeyeceği yönünü bulup saldırmak.
Yoksulları, açları beslemek, onlara yardım etmek.
Görevden almak. Gizli kalmış bir noksanlığı bulup ortaya koymak.
Bir kimsenin adı bir kez iyi ya da bir kez kötü tanındıktan sonra, bu genel kanı kolay kolay değişmez, kişi bir konu ünlendi mi o ün sürüp gider.
Zulme uğramış bir kimsenin bedduası, zulmü yapanı felakete düşürmek.
Zulüm görenin bedduasının yerini bulup gerçekleşmesi.
"Ahım bir tutarsa dünyanın kaç bucak...
Bir kimsenin koruyuculuğundan güç almak.
Bir kimsenin himayesinden güç almak.
"Arkasını kaymakama vermiş pervasızca konuşuyor, yolu burdan geçireceğim diyor."
Kimsenin yardımı olmayacağı anlaşıldığından içinde bulunduğu güç durumdan kurtulma yolunu kendisi aramak.
Kimsenin yardımı olmadan kendi işini kendi yapmak,...
Bir kimsenin herkesçe bilinmeyen, geçmişteki kötü bir yönünü veya kötü durumunu bilmek.
"Sakın güvenme ona, ben onun cemaziyülevvelini bilirim."
Bir kimsenin manevî desteğini istemek.
Varlıklı, sözü geçer bir kimseden yardım ve himaye istemek.
"Korkudan annesinin eteğine yapıştı."
Yoksulları koruyup gözeten, onlara yardım elini uzatan, elden geldiğince yardım etmeyi seven kimse.
İstediği yardım gelmeyince kendi işini kendi yapmak durumunda kalmak.
"O her zaman kendi göbeğini kendisi kesmiş, kimseden yardım beklememiştir."
Kimseden yardım ve iyilik beklememek, kimsenin minneti altına girmemek.
"Bu yaşa kadar kimseye eyvallah etmedim, bundan sonra da edecek değilim."
"Hiçbir yerden yardım alma umudu kalmadı, bütün kapılar kapalı, yardım imkânları ortadan kalktı, kime baş vurdumsa elim boş döndüm" anlamında çaresizliği...