Acısı içine çökmek
Bir şey için çok derin bir üzüntü duymak, bir şeyin acısını çok içinde duyumsamak.
Varlığı üzüntü veren, varlığından huzursuz olunan şey.
"Allah’ın belâsı adam yine çıktı ortaya."
Bir şey için çok derin bir üzüntü duymak, bir şeyin acısını çok içinde duyumsamak.
Ağır canlı.
Varlığı insana sıkıntı veren, sevimsiz, antipatik.
Çok şey okumuş, her sorulana cevap veren, çok şey bilen, okudukları aklında kalmış kimse.
"Adam ayaklı kütüphaneydi sanki!"
Bir iş ya da konu üzerinde kuşku uyandıracak söz söylemek.
"Lütfen sus, ortaya bir balgam atıp da insanı huzursuz etme."
Aldırış etmemek, ona hiçbir şey etkili olmamak.
"Sırtına o kadar yük vurdular, adam yine de bana mısın demedi."
Varlığı tedirginlik verici şey, rahatsız edici kimse.
"Sen ne baş ağrısı bir adammışsın meğer!"
Sürekli rahatsız eden, yük olan, bir kimseye musallat olup sıkıntı veren ve uzaklaştırılamayan kişi ya da şey.
"Şu baş belâsı adamı uzaklaştırırsanız...
Büyük üzüntü içinde bırakmak ve bir şey yapamaz duruma getirmek.
Sersemlemek, rahat düşünemez olmak.
Bir işin oluş biçiminden kötü bir şey sezinleyerak kuşkulanıp huzuru kaçmak.
Sersemlemek, sağlıklı düşünemez olmak.
Kötü...
Tehlikeli bir durumdan yara bere almadan kurtulmak.
"On takla atan arabadan, burnu bile kanamadan çıktı, şaşılacak şey doğrusu."
Çok fazla kibirli, herkese yukarıdan bakar (olmak).
"İyi ki bir araba aldı, burnu Kaf dağında bir adam olup çıktı."
Çok kibirli, herkese çok yukarıdan bakar...
Kusuru, kabahati örten şey ortadan kalkınca bütün çirkinlikler, hileler, ayıplar ortaya çıktı.