Acısını çıkarmak
Gördüğü maddi ya da manevi zararı karşılayacak bir iş yapmak.
Öç almak.
Elde ettiği yarar, uğradığı zararı karşılayamamak.
"Al aptesini, ver pabucumu."
Gördüğü maddi ya da manevi zararı karşılayacak bir iş yapmak.
Öç almak.
Anapara ve emek koymadan bir şeyden kazanç elde etmek.
Herhangi bir iş için gereken yetenekli, işe yarar kimselerin bulunmadığı ya da az bulunduğu yerde ve zamanda.
Bir kişi yetişip topluma yararlı duruma gelmek.
İşe yaramayan bir şey onarılıp işe yarar duruma gelmek.
Yetişip topluma yararlı duruma gelmek.
İşe yaramayan bir şey onarılıp işe yarar duruma gelmek.
Yetişip topluma yararlı bir kişi olması için uzun zaman gerek.
Yaptığı işten yararlandığı için hep aynı işi yapıp aynı sonucu elde etmek istemek.
Elindeki fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere bir şeyler elde etmeyi ummak.
Umduğunu elde edememek, fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere beklemek.
"Evi o zaman...
Bir mesele üzerinde uzun çekişmelerden sonra.
Senli benli, samimî dostluğu sürdürerek.
"Al takke ver külâh yıllarca yaptık bu işi."
Hoş bir durum, elde ettiği güzel bir şey, sonra gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak.
"Yediğimiz yemeği burnumuzdan getirmek mi istiyorsun? Sus...
Bir kimseye, içinde bulunduğu güç durum dolayısıyla bir zararı kabul ettirip bundan yarar sağlamak.
Çalışıp elde ettiği para ile geçimini sağlamak.
"Ben iyi ya da kötü hayatımı kazanıyorum, sen kendi işine bak."
Elde etmek için güçlü bir istek duymak, elde edemediği için de büyük üzüntü içinde olmak.
Kuvvetli bir aşkla sevmek.
"Bakan olmak isteğiyle yanıp tutuşuyordu."