Deyimler
İletişim

"Yerinde duramamak" deyiminin anlamı nedir?

Sürekli hareket etmek, kıpırdanmak, sabırsızlanmak, içi içine sığmamak, eyleme geçmek için telâş içinde dolaşmak.

"Gelecekleri haberini alınca ne yapacağını şaşırdı; yerinde duramıyor, sağa sola koşturup duruyordu."

Yerinde duramamak deyimine benzer deyimler

Aklı başından gitmek

Bayılmak.

Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.

Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.

Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...

Aklı başından gitmek

Alacağına şahin, vereceğine karga

Alırken bütün gücünü kullanan ve kolaylık gösteren, kimsede parasını bırakmayan; verirken ise bin bir güçlük çıkaran, vereceğini geciktirmek için elinden...

Alacağına şahin, vereceğine karga

Allah ne verdiyse

Evde ne yemek varsa

Elimize (elinize) ne geçerse, ne kazanabilirsek.

Allah ne verdiyse

Allah versin

Dilenciyi savmak için

"bekleme, sadaka vermeyeceğim" anlamında söylenir.

İyi şey elde edenlere memnunluk bildirmek için, kimi zaman da takılma ve şaka için...

Allah versin

Babanın canı için

Ölmüş olan babanın ruhunu şad etmek için (bana şu iyiliği yap).

Birinden bir iyilik yapılması istenirken

"bu iyiliği, ölmüş olan babanın ruhunu hoşnut etmek...

Babanın canı için

Başa güreşmek

Yağlı güreşte başpehlivanlık için güreşmek.

En üstün sonucu almak için mücadele etmek, yarışmada birinciliği almak için uğraşmak.

"Takımımız öteden beri başa...

Başa güreşmek

Dört dönmek

Bir işi yapmak için korku, heyecan, telâş, şaşkınlık içinde sağa sola koşmak, çare aramak.

"Kadıncağız haberi alır almaz odanın içinde dört dönmeye başladı."

Dört dönmek

Kırk dereden su getirmek

Birini kandırmak için çok dolambaçlı gerekçeler ileri sürmek, ikna edebilmek için çok uğraşmak.

"Ne inatçı adammış, bir evet demek için kırk dereden su...

Kırk dereden su getirmek

Ne çıkar

Ne zararı var.

Bir sonuç vermez.

Ne fayda, ne zarar umulur.

"Biraz sert konuşmuşsam, ne çıkar bundan?"

Ne çıkar

Orta hâlli

Ne zengin ne yoksul, ne iyi ne kötü, ne çirkin ne güzel.

"Onlar orta hâlli bir ailedirler."

Orta hâlli

Taş kesilmek

Çok şaşırıp ne yapacağını, ne söyleyeceğini bilemez olmak; sesini çıkaramamak, hareket edememek.

"Çocuk sanki taş kesilmişti."

Taş kesilmek

Yanıp tutuşmak

Elde etmek için güçlü bir istek duymak, elde edemediği için de büyük üzüntü içinde olmak.

Kuvvetli bir aşkla sevmek.

"Bakan olmak isteğiyle yanıp tutuşuyordu."

Yanıp tutuşmak