Acısı içine çökmek
Bir şey için çok derin bir üzüntü duymak, bir şeyin acısını çok içinde duyumsamak.
Bir işi yapmak için korku, heyecan, telâş, şaşkınlık içinde sağa sola koşmak, çare aramak.
"Kadıncağız haberi alır almaz odanın içinde dört dönmeye başladı."
Bir şey için çok derin bir üzüntü duymak, bir şeyin acısını çok içinde duyumsamak.
Bin bir gece masallarının baş kişisi Ali Baba’nın, Kırk Haramiler’in gömülerini saklandıkları mağaraya girmek için söyelediği bir büyülü söz olan bu deyim, bir...
Gizli bir amaçla bir işten yavaş davranmak, işi savsaklamak, yapmaya gönülsüz davranmak, işi yapmak için isteksizce davranma ve gereken sürede bitirmemek.
Bir şey karşısında şaşırmak.
Sıkıntı meydana getiren bir durum karşısında bunalmak.
Dengesini yitirmek, gözleri kararmak; çevresi kararıyor, dönüyor, kayıyor...
Gereksiz görülen bir bağlılığa, bir ilişkiye son vermemek; bir istekte bulunan kişiyi yanından uzaklaştırmak.
Yapılması zor bir işi yapmaktan kendini kurtarmak...
Bir yığın gereksiz sözlerle bir kimseyi sıkıp yormak.
Bir iş, bir kimseyi rahatsız edip uğraştırmak.
Gereksiz sözlerle birini bunaltmak.
Bir iş için birini...
Büyük bir sıkıntı ya da ölüm tehlikesi ile karşılaştığından başkalarıyla uğraşmaktan vazgeçip içinde bulunduğu duruma çare aramak.
Yapacak işi olmadığından içinde bir sıkıntı duymak.
Bir olaya üzülmek.
Bir kimseye öfkelenmek.
Çok korkmak, heyecan içinde bulunup terlemek, korku ve bunalım içinde olmak.
"Köprüden geçerken ecel terleri döktüler."
Bir işi yapmak için çok zahmet, zorluk çekmek.
Çok terlemek.
"Bu işi başarmak için az ter dökmedi."
Elde etmek için güçlü bir istek duymak, elde edemediği için de büyük üzüntü içinde olmak.
Kuvvetli bir aşkla sevmek.
"Bakan olmak isteğiyle yanıp tutuşuyordu."
Sürekli hareket etmek, kıpırdanmak, sabırsızlanmak, içi içine sığmamak, eyleme geçmek için telâş içinde dolaşmak.
"Gelecekleri haberini alınca ne yapacağını...