Açık kapı bırakmak
Görüşme konusu olan sorun üzerine son sözü söylemeyip biraz daha elverişli davranışta bulunmaya olanak tanımak.
Semirmek, üzerine biriken yağ katılaşmak.
Görüşme konusu olan sorun üzerine son sözü söylemeyip biraz daha elverişli davranışta bulunmaya olanak tanımak.
Sapıtmak, delirmek.
Yalnızca ilgilendiği, üzerine düştüğü şeyle uğraşıp durmak, başka hiçbir mesele düşünmemek.
"Bizim çocuk sinema ile aklını bozdu."
Bir şeyin (daha çok sözün) önemini belirtmek, üzerine dikkati çekmek, vurgulamak.
"Altını çize çize söylüyorum. Eninde sonunda sen de geleceksin."
Bir takım oyunlara karışmış olmak, iş, dürüst bir temel üzerine kurulmuş olmamak, böyle bir işe girişmekte sakıncalar bulunduğu anlaşılmak.
Bir kimseye çok eziyet edip sıkıntı çektirmek.
"Adamın üzerine öyle gittiler ki iki günde anasını ağlattılar."
Bir sorun üzerine oy verenler, sayıca, karşı düşünceye oy verenlerden daha az çıkmak.
Bir oyalamada, karşı düşünceye oy verenler sayıca az çıkmak.
Kucaklamak, kolları ile sararak göğsüne yaslamak.
Birini gözetip kayırmak, koruyup yetiştirmek.
"Amcası, yeğenini bağrına basmakta geçikmedi.
Göğsü üzerine...
Eski gailenin üzerine bir yenisi geldi.
Zaten başımızda büyük bir bela/dert vardı, hiç yoktan bir tane daha çıktı.
İddia üzerine giriştiği bir işi başaramayıp yetersizliğini anlamak.
Biri tarafından haddi bildirilmek.
Beklediği yakınlığı görememek.
"Boynunun ölçüsünü aldı,...
"Bir olayın şimdilik bilinmeyen bir yönünün bulunması, anlaşılamayan bir sebebin aranması" durumunu anlatmak için kullanılır.
"Polis, bunda bir iş var diyerek...
Hoş bir durum, elde ettiği güzel bir şey, sonra gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak.
"Yediğimiz yemeği burnumuzdan getirmek mi istiyorsun? Sus...
Üzerine vazife olmadığı, gerekmediği hâlde her işe karışmak.
"Sen de her işe burnunu sokmaktan geri durmazsın!"