Deyimler
İletişim

"Viraneye çevirmek" deyiminin anlamı nedir?

Yakıp yıkmak, yıkıntı durumuna getirmek, harap etmek.

"Beş gün geçmeden viraneye çevirdiler evi."

Viraneye çevirmek deyimine benzer deyimler

Adet edinmek

Bir şeyi yapmayı huy ve alışkanlık durumuna getirmek.

Adet edinmek

Allak bullak etmek

Kurulu düzeni bozmak, karmakarışık bir duruma getirmek.

"Çocuklar evi allak bullak edip gitmişler."

Allak bullak etmek

Altüst etmek (olmak)

Alt yüzünü üste çevirmek, altını üstüne getirmek.

Karmakarışık duruma getirmek.

Altüst etmek (olmak)

Arkasını sıvamak

İltifat etmek, okşamak, övmek, birisini bu yolları kullanarak bir işe sevk etmek.

"Arkasını sıvayarak yaptırıyorum her işi bu çocuğa."

Arkasını sıvamak

Ateşe vermek

Bir yeri bilerek yakıp yok etmek.

Aşırı ölçüde telâşlandırmak.

Bir toplumu, bir ülkeyi kargaşalık içine sürükleyerek yıkıma uğratmak.

"Dış güçler yerli...

Ateşe vermek

Babanın canı için

Ölmüş olan babanın ruhunu şad etmek için (bana şu iyiliği yap).

Birinden bir iyilik yapılması istenirken

"bu iyiliği, ölmüş olan babanın ruhunu hoşnut etmek...

Babanın canı için

Başa (başına) kakmak

Yapılan iyiliği yüzüne vurarak birisini üzmek, incitmek.

"Üç kuruş verdi, üç gün geçmeden başına kaktı."

Başa (başına) kakmak

Beş aşağı beş yukarı

Çok az fark olarak, kararlaştırılmak istenen sayıdan, ölçüden bir miktar az veya çok olarak.

"Beş aşağı beş yukarı bir kg. çeker bu tavuk."

Beş aşağı beş yukarı

Beyin yıkamak

Kişiyi kendi görüş ve düşüncelerinden ayırıp başka bir görüş ve düşünceyi benimser duruma getirmek.

Bir insanı, kendine özgü düşünce ve dünya görüşüne...

Beyin yıkamak

Canına okumak

Bir kimseye büyük bir zarar vermek, kötülük etmek.

İyi bir şeyi kötü hâle getirmek, heder etmek, harcamak.

"Yeni aldığım oyuncağın canına okudu bir günde."

Canına okumak

Hoş beş etmek

Şundan bundan konuşarak sohbet etmek.

"O iki ihtiyar kadın hoş beş etmek için yaratılmışlar sanki."

Hoş beş etmek

Yerle bir etmek

Bir yeri yakıp yıkmak, tahrip etmek, temeline kadar söküp dağıtmak, taş taş üstüne bırakmamak.

"Koca kenti bir saat bombalayıp yerle bir ettiler."

Yerle bir etmek