Deyimler
İletişim

"Ün kazanmak" deyiminin anlamı nedir?

Adı her yerde duyulmak, şöhreti herkesçe bilinir olmak.

"O cihana ün salmış bir güreşçidir."

Ün kazanmak deyimine benzer deyimler

Adı çıkmak dokuza, inmez sekize

Bir kimsenin adı bir kez iyi ya da bir kez kötü tanındıktan sonra, bu genel kanı kolay kolay değişmez, kişi bir konu ünlendi mi o ün sürüp gider.

Adı çıkmak dokuza, inmez sekize

Akıllara durgunluk vermek

Çok şaşılacak bir şey olmak.

"Bir görmeliydin o olayı, akıllara durgunluk verecek bir olaydı."

Akıllara durgunluk vermek

Altından girip üstünden çıkmak

Bir serveti, bir parayı, bir kaynağı gereksiz yere, düşüncesizce, sorumsuzca harcayıp kısa zamanda bitirmek.

"Bir ayda o kadar paranın altından girip üstünden...

Altından girip üstünden çıkmak

Başından atmak

Gereksiz görülen bir bağlılığa, bir ilişkiye son vermemek; bir istekte bulunan kişiyi yanından uzaklaştırmak.

Yapılması zor bir işi yapmaktan kendini kurtarmak...

Başından atmak

Başını ağrıtmak

Bir yığın gereksiz sözlerle bir kimseyi sıkıp yormak.

Bir iş, bir kimseyi rahatsız edip uğraştırmak.

Gereksiz sözlerle birini bunaltmak.

Bir iş için birini...

Başını ağrıtmak

Beyni bulanmak

Sersemlemek, rahat düşünemez olmak.

Bir işin oluş biçiminden kötü bir şey sezinleyerak kuşkulanıp huzuru kaçmak.

Sersemlemek, sağlıklı düşünemez olmak.

Kötü...

Beyni bulanmak

Burnu düşmek

Burnuna koklanamayacak kadar pis bir koku gelmek, böyle bir kokudan burnu görev yapamaz olmak.

Burnuna koklanamayacak kadar pis bir koku gelmek, böyle bir...

Burnu düşmek

Diken üstünde oturmak

Bir yerde tedirginlik duymak, her an kalkmak durumunu belirtir olmak, huzursuz olmak.

"İnan, diken üstünde oturuyorum şurada."

Diken üstünde oturmak

Dikiş tutturamamak

Bir yerde, bir işte bir sebepten ötürü başarı sağlayamayıp uzun süre kalmamak.

"Bir şeyde dikiş tutturamadı, şimdi boşta gezip duruyor."

Dikiş tutturamamak

Diline dolamak

Bir kimsenin dedikodusunu yapmak, kötü tarafını her yerde söylemek.

Bir şeyi her fırsatta söyler olmak.

Diline dolamak

Hazır bulunmak

Bir yerde kendisi bulunmak, var olmak.

Bir yere hemen gidecek, bir şeyi anında yapacak durumda olmak.

"Yarınki toplantıda sen de hazır bulunmalısın."

Hazır bulunmak