Adı çıkmak dokuza, inmez sekize
Bir kimsenin adı bir kez iyi ya da bir kez kötü tanındıktan sonra, bu genel kanı kolay kolay değişmez, kişi bir konu ünlendi mi o ün sürüp gider.
Adı her yerde duyulmak, şöhreti herkesçe bilinir olmak.
"O cihana ün salmış bir güreşçidir."
Bir kimsenin adı bir kez iyi ya da bir kez kötü tanındıktan sonra, bu genel kanı kolay kolay değişmez, kişi bir konu ünlendi mi o ün sürüp gider.
Çok şaşılacak bir şey olmak.
"Bir görmeliydin o olayı, akıllara durgunluk verecek bir olaydı."
Bir serveti, bir parayı, bir kaynağı gereksiz yere, düşüncesizce, sorumsuzca harcayıp kısa zamanda bitirmek.
"Bir ayda o kadar paranın altından girip üstünden...
Gereksiz görülen bir bağlılığa, bir ilişkiye son vermemek; bir istekte bulunan kişiyi yanından uzaklaştırmak.
Yapılması zor bir işi yapmaktan kendini kurtarmak...
Bir yığın gereksiz sözlerle bir kimseyi sıkıp yormak.
Bir iş, bir kimseyi rahatsız edip uğraştırmak.
Gereksiz sözlerle birini bunaltmak.
Bir iş için birini...
Sersemlemek, rahat düşünemez olmak.
Bir işin oluş biçiminden kötü bir şey sezinleyerak kuşkulanıp huzuru kaçmak.
Sersemlemek, sağlıklı düşünemez olmak.
Kötü...
Burnuna koklanamayacak kadar pis bir koku gelmek, böyle bir kokudan burnu görev yapamaz olmak.
Burnuna koklanamayacak kadar pis bir koku gelmek, böyle bir...
Bir yerde eğleşmez, her yere yetişir, her yerde hazır bulunur.
Bir yerde tedirginlik duymak, her an kalkmak durumunu belirtir olmak, huzursuz olmak.
"İnan, diken üstünde oturuyorum şurada."
Bir yerde, bir işte bir sebepten ötürü başarı sağlayamayıp uzun süre kalmamak.
"Bir şeyde dikiş tutturamadı, şimdi boşta gezip duruyor."
Bir kimsenin dedikodusunu yapmak, kötü tarafını her yerde söylemek.
Bir şeyi her fırsatta söyler olmak.
Bir yerde kendisi bulunmak, var olmak.
Bir yere hemen gidecek, bir şeyi anında yapacak durumda olmak.
"Yarınki toplantıda sen de hazır bulunmalısın."