Açlıktan köpük kusmak
Açlıktan ölecek duruma gelmek.
Yumuşamak, kanmak.
Süzülecek duruma gelmek.
"Söylediğim sözlerle tava geldi; tamam, yapalım dedi."
Açlıktan ölecek duruma gelmek.
Kötü iken, iyi, beğenilir bir duruma gelmek.
Bir kişi yetişip topluma yararlı duruma gelmek.
İşe yaramayan bir şey onarılıp işe yarar duruma gelmek.
Yetişip topluma yararlı duruma gelmek.
İşe yaramayan bir şey onarılıp işe yarar duruma gelmek.
Yetişip topluma yararlı bir kişi olması için uzun zaman gerek.
Herkesçe tanınır bir duruma gelmek, ünlenmek, tanınmak.
Çok üzülmek, üzüntüden ağlayacak duruma gelmek.
Çok beğenip imrenmek.
Çok beğenip isteyecek duruma gelmek, imrenmek.
"Vitrindeki kızarmış tavuğu görünce ağzımın suyu aktı."
Heder olmak, işe yaramaz duruma gelmek.
Karışıklıkta elden çıkmak ya da telef olmak.
Bir şeyin değerini kaybetmesi.
Yalvarır duruma gelmek.
İşe ilgisiz ve yetkisiz kimseler karışır olmak.
"Sevinmeyin boşuna, bu işi ayağa düşürmeyeceğim hiçbir...
Sabrı kalmamak, bir sıkıntıya dayanamaz duruma gelmek.
"Canıma tak dedi artık, ya yaptıklarına son verirsin ya da burayı terkedersin!"
En uygun zamanında olmak, gerekli ve istenilen şartlar yerine gelmek, istenilen duruma gelmek.
Çok karanlık duruma gelmek.
Yaşanılan yer çok sıkıntı verici, yaşanılamayacak derecede kötü hâle gelmek.