Ağzının suyu akmak
Çok beğenip imrenmek.
Çok beğenip isteyecek duruma gelmek, imrenmek.
"Vitrindeki kızarmış tavuğu görünce ağzımın suyu aktı."
Çok hızlı yürümeye ya da çok hızlı koşarak kaçmaya başlamak.
"Polislerin geldiğini görünce tabanları kaldırdı."
Çok beğenip imrenmek.
Çok beğenip isteyecek duruma gelmek, imrenmek.
"Vitrindeki kızarmış tavuğu görünce ağzımın suyu aktı."
Bayılmak.
Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.
Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.
Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...
Az zamanda çok para kazanan ve işinde çok çabuk ilerleyenler için söylenir.
"Cenab-ı Hak bir kimseyi zengin etmek isterse ona, `yürü ya kulum` demesi yeter."
Çok hızlı koşarak.
Çok kötü, üzücü, sıkıntı verici ya da utandırıcı bir olay karşısında vücudunu ter basmak, ürpermek.
"Babasını karşısında görünce başından aşağı kaynar sular...
Çok sevinmek.
Çok sevinmek.
"Oyuncakları görünce çocuklar bayram etti."
Çok fazla kibirli, herkese yukarıdan bakar (olmak).
"İyi ki bir araba aldı, burnu Kaf dağında bir adam olup çıktı."
Çok kibirli, herkese çok yukarıdan bakar...
Çok özler, çok arar, çok ister olmak.
Zamanın çok hızlı geçip gitmesi.
Bol bol gelmek ya da gitmek (para, yiyecek vs.).
"Para su gibi akıyor, o harcamayacak da ben mi harcayacağım?"
Bir şeyi elde etmek için çok uğraşmak.
(Çocuğu) sevme ya da korumada çok ileri gitmek.
"Şu çocuğun üstüne bu kadar düşmeyelim, şımardıkça şımarıyor, neredeyse...
Çok şişman, çok yağlı.
"Birkaç ay sonra yağ tulumu olacak, şuna birisi söylese de çok yemese."
Birden bire çok korkmak, kalbi yerinden fırlayacakmış gibi hızlı hızlı atmak.
"Karanlık ve ıssız sokakta yürürken bir çığlık duydu, yüreği ağzına geldi o an."