Ağzını havaya (poyraza) açmak
Elindeki fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere bir şeyler elde etmeyi ummak.
Umduğunu elde edememek, fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere beklemek.
"Evi o zaman...
Atın ön ayaklarını yerden kesip arka ayakları üstünde yerde durması.
Coşmak, kükremek, baş kaldırmak.
"Azgın at şaha kalkarak binicisini sırtından yere attı."
Elindeki fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere bir şeyler elde etmeyi ummak.
Umduğunu elde edememek, fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere beklemek.
"Evi o zaman...
Nikah kıyılmadan önce, evlenecek kimselerin durumunu (ya da başka bir konuyu) yazılı olarak, herkesin görebileceği yere asmak.
Evlenecek kimselerin nikâhtan...
Yürürken herhangi bir sebepten ötürü ayakları birbirine takılmak, sendelemek.
"Korkusundan zavallının ayakları birbirine dolaştı."
Bir işini yapmasına, bulunduğu yerden ayrılmasına engel olmak.
"Bu çocuk ayağıma bağ oldu, onu bırakıp da bir yere gidemiyorum."
Bir yere gitmez, uğramaz olmak.
Birini bir yere artık uğramaz duruma getirmek.
"Öyle korkutun ki o adamın ayağı kesilsin bu meyhaneden?"
Hor görülüp aşağılanmak, değer verilmemek.
İnsanların sık gelip geçtiği yerde, kalabalık içinde kalmak.
"Seyyar satıcıların pek çoğu ayak altında kalınacak bir...
Bir kimseyi suç üstünde yakalamak için bulunduğu yere ansızın girmek.
Düşmana ansızın saldırmak.
Ön ayak olmak, öncülük etmek.
"Hayatı boyunca baş çeken bir adam olarak yaşadı."
"Sevgi, ilgi ve saygı ile karşılanıp ağırlanır.
" anlamında kullanılır.
"Durmasın gelsin, baş üstünde yeri var."
Bir yerde eğleşmez, her yere yetişir, her yerde hazır bulunur.
At, katır, eşek, bir kimseyi ya da bir şeyi vurmak için arka ayaklarını birdenbire geriye savurmak.
Aşağısanan kişi, umulmadık zamanda birini sert davranışıyla...
Sıkıntılı bir yerden kurtulup rahat edeceği bir yere kavuşmak; uygun bir yere yerleşmek, işe girmek.
"Evimize kapağı attık mı tamam, gel keyfim gel o zaman."