Allah ne verdiyse
Evde ne yemek varsa
Elimize (elinize) ne geçerse, ne kazanabilirsek.
Ortada ne varsa hepsini yemek.
Hepsini alıp götürmek, yok etmek.
Ortalığı temizlemek.
"Evi çarçabuk silip süpürdüm."
Evde ne yemek varsa
Elimize (elinize) ne geçerse, ne kazanabilirsek.
Bozmak, ortalığı dağıtmak, yok etmek; yenmek, birine karşı başarı sağlamak.
"Askerler ortalığı toz duman ettiler."
Ortada (bir konu ile ilgili) hiçbir belirti olmadığı hâlde varmış gibi bir kuşkuya düşmek.
"Henüz ortada fol yok yumurta yok, sen adama para ödemeye...
Çevresini ya da kendisinden istenilen yeri dolaşıp ne var ne yok diye bakmak, olup biteni anlamak amacıyla dolaşmak.
"Bir kişi etrafı şöyle bir kolaçan etsin...
Ne zararı var.
Bir sonuç vermez.
Ne fayda, ne zarar umulur.
"Biraz sert konuşmuşsam, ne çıkar bundan?"
Her ihtimale karşı, ne olacağı belli değil.
"Şemsiyeni al, ne olur ne olmaz, yağmura yakalanabilirsin."
Ne zengin ne yoksul, ne iyi ne kötü, ne çirkin ne güzel.
"Onlar orta hâlli bir ailedirler."
Eldeki malı veya eşyaları yok pahasına satmak, ucuza satıp tüketmek.
"Ne varsa satıp savacak, öyle gelecek".
Ne var ne yok hepsini söylemek, arka arkaya sıralamak.
"Ne sözler sayıp döktü ama kimse anlamadı."
Haddinden fazla yemek, çok yemek, mideyi rahatsız edecek kadar çok yemek.
"Doymaz çocuk, tıka basa doldurdu karnını."
El, ne akraba, ne tanıdık, hiçbir yakınlığı yok.
"Yedi kat yabancıyla iş yapmam diyor."
Rehberlik etmek, yolu bilmeyene tarif etmek, nasıl gidileceğini anlatmak.
Nasıl davranılacağını, ne yapılacağını öğretmek.
"Benim elimden bir şey gelmez,...