Aklı başından gitmek
Bayılmak.
Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.
Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.
Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...
Eldeki malı veya eşyaları yok pahasına satmak, ucuza satıp tüketmek.
"Ne varsa satıp savacak, öyle gelecek".
Bayılmak.
Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.
Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.
Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...
Evde ne yemek varsa
Elimize (elinize) ne geçerse, ne kazanabilirsek.
Bir malı ucuza almak, ya da pahalıya satmak için titizce uzun süre yapılan pazarlık.
"Babam çok istediği atı alabilmek için, atın sahibiyle çekişe çekişe...
Çevresini ya da kendisinden istenilen yeri dolaşıp ne var ne yok diye bakmak, olup biteni anlamak amacıyla dolaşmak.
"Bir kişi etrafı şöyle bir kolaçan etsin...
Ne zararı var.
Bir sonuç vermez.
Ne fayda, ne zarar umulur.
"Biraz sert konuşmuşsam, ne çıkar bundan?"
Her ihtimale karşı, ne olacağı belli değil.
"Şemsiyeni al, ne olur ne olmaz, yağmura yakalanabilirsin."
Her türlü sıkıntı ve tehlikeyi göze alarak, ne kadar büyük fedakârlık isterse istesin.
"Ne pahasına olursa olsun ben bu işi bitireceğim."
Ne zengin ne yoksul, ne iyi ne kötü, ne çirkin ne güzel.
"Onlar orta hâlli bir ailedirler."
Yok pahasına, değerinden çok ucuza, az bir para ile.
"Arsaları ölü fiyatına satmak zorunda kaldık."
Ne var ne yok hepsini söylemek, arka arkaya sıralamak.
"Ne sözler sayıp döktü ama kimse anlamadı."
Ortada ne varsa hepsini yemek.
Hepsini alıp götürmek, yok etmek.
Ortalığı temizlemek.
"Evi çarçabuk silip süpürdüm."
El, ne akraba, ne tanıdık, hiçbir yakınlığı yok.
"Yedi kat yabancıyla iş yapmam diyor."