Açık kapı bırakmak
Görüşme konusu olan sorun üzerine son sözü söylemeyip biraz daha elverişli davranışta bulunmaya olanak tanımak.
Yakınlık göstererek karşılamak.
"Biraz sıcak yüz gösterseydin günaha mı girerdin?"
Görüşme konusu olan sorun üzerine son sözü söylemeyip biraz daha elverişli davranışta bulunmaya olanak tanımak.
Kavga, sarhoşluk, öfke, yorgunluk gibi nedenlerle yüz yara bere içinde olmak yada yüzde yorgunluk izleri görülmek.
Çok sıcak yiyecek ve içeceği hiç sıcak değilmiş gibi yiyip içebilen.
Aşağılık birini, küçük bir çıkar göstererek, susturmak.
Bir parça, biraz, azdan biraz çok.
Bir işi bitirmek, sona erdirmek, başarmak.
Bir kişiye aşırı ölçüde ilgi gösterip çok şımartmak.
"Ona biraz daha yüz verirsen başına çıkacak, söylediğini...
Kötü karşılamak, utanç verici bulmak, ayıp saymak.
Ayıp saymak, kötü karşılamak, kendisine yedirememek.
"Senin yaptığın iş adamın çok betine gitti."
Yapacağı işe büyük bir önem verip özen göstererek girişmek.
"Başarılı olmak mı istiyorsun, dört elle sarıl işine!"
Somurtkan, asık yüz.
"Onun ekşi yüz göstermeye hakkı yoktu."
Aradaki yakınlık dayanağı kalktı, yakınlık da kalmadı.
Utanılacak bir durum.
Ailesi, çevresi için utanç verici bir iş yapmak.
"Ailemizin o yüz karasını hiç kimse görmeye gitmeyecek, anladınız mı?"
Her istediğini yerine getirerek şımartmak; yakınlık göstererek, hoş görülü davranarak ölçüsüz hareketler yapmasına sebep olmak.