Allaha ısmarladık
Esen kal. Seni tanrıya emanet ediyorum. Tanrı seni her türlü kötülükten korusun. (Ayrılırken kalana söylenir.)
Dostluğu, arkadaşlığı, ahbaplığı kesmek, her türlü ilişkiye son vermek; selâmına bile karşılık vermemek.
"Onunla selâmı sabahı kesmişsin diyorlar, doğru mu?"
Esen kal. Seni tanrıya emanet ediyorum. Tanrı seni her türlü kötülükten korusun. (Ayrılırken kalana söylenir.)
İstediğini elde etmek için her türlü kurnazlığa başvurmak.
"Namussuzlar allem edip kallem edip yaşlı adamın evini elinden aldılar."
İpsiz, serseri, kendisinden her türlü yanlış iş beklenen.
İki kişi arasındaki iyi ilişkiyi, dostluğu, arkadaşlığı yıkmak.
"Kim ki ara bozar, o toplumun yüz karasıdır."
Birini çok tehlikeli bir işe bile bile sokmak.
"Hiç aldırmadan, biricik kızını o adamla evlendirip ateşe atamazsın değil mi?"
Bile bile aldınmış görünme, öyle gerektiği için kötü bir durumu kabullenme.
"Ağaçları kesmesine bile bile lâdes dedim."
En zor işleri bile yapıp geçimini sağlayacak becerilikte olmak, her türlü işi yapmak.
"Ekmeğini taştan çıkaran insanların arasına katılmakta gecikmedi."
Çok öfkeli, kinli olmak; her kötülüğü yapacak hâle gelmek.
"Bir adamın gözlerini kan bürümesin, ondan her türlü belâ beklenebilir."
Hemen her işte parmağı vardır.
Her işten anlar, her işe karışır ya da her işten anladığı izlenimi verir.
Biriyle ilgiyi kesmek, arkadaşlığa son vermek.
"Onunla merhabayı keseli epey zaman olmuştu."
Hemen her şeyden, olmayacak şeyden bile çıkar sağlamaya çalışmak; yarar ummak.
"Öyle açıkgözdü ki sinekten bile yağ çıkarırdı."
Pek çok kişiye borçlu olmak.
"Babanın uçan kuşa borcu varmış diyorlar, doğru mu?"