Deyimler
İletişim

"Saltanat sürmek" deyiminin anlamı nedir?

Bolluk, verimlilik içinde yaşamak.

Hükümdarlık etmek.

"Üzülme, saltanatı çok sürmeyecek."

Saltanat sürmek deyimine benzer deyimler

Acısı içine çökmek

Bir şey için çok derin bir üzüntü duymak, bir şeyin acısını çok içinde duyumsamak.

Acısı içine çökmek

Aklı başından gitmek

Bayılmak.

Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.

Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.

Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...

Aklı başından gitmek

Allah "yürü ya kulum" demiş

Az zamanda çok para kazanan ve işinde çok çabuk ilerleyenler için söylenir.

"Cenab-ı Hak bir kimseyi zengin etmek isterse ona, `yürü ya kulum` demesi yeter."

Allah "yürü ya kulum" demiş

Başında değirmen çevirmek

Çok gürültü yaparak, çok söyleyerek bir kimsenin başını döndürmek, bir kimseyi rahatsız etmek.

"Tepesinde havan dövmek."

Başında değirmen çevirmek

Burnu Kaf dağında (olmak)

Çok fazla kibirli, herkese yukarıdan bakar (olmak).

"İyi ki bir araba aldı, burnu Kaf dağında bir adam olup çıktı."

Çok kibirli, herkese çok yukarıdan bakar...

Burnu Kaf dağında (olmak)

Ecel teri dökmek

Çok korkmak, heyecan içinde bulunup terlemek, korku ve bunalım içinde olmak.

"Köprüden geçerken ecel terleri döktüler."

Ecel teri dökmek

Göbeği çatlamak

Birçok güçlükleri yenmek için çok uğraşmak, pek çok çaba sarf etmek.

"Onu razı edeceğim diye göbeğim çatladı."

Göbeği çatlamak

Güllük gülistanlık

Sorunları bulunmayan; neşe, bolluk ve huzur içinde olan yer.

"Ne zaman güllük gülistanlık içinde olacağız acaba?"

Güllük gülistanlık

Gün görmek

Bolluk, mutluluk, esenlik içinde huzurlu günler geçirmek.

"Kaygılanma evlâdım, daha çok günler göreceksin inşallah."

Gün görmek

İçi titremek

Çok üşümek.

Çok istek duymak.

Bir zarar gelecek korkusu içinde bulunmak.

"Hava iyice soğudu, içim titremeye başladı, haydi içeri girelim."

İçi titremek

Üstüne (üzerine) düşmek

Bir şeyi elde etmek için çok uğraşmak.

(Çocuğu) sevme ya da korumada çok ileri gitmek.

"Şu çocuğun üstüne bu kadar düşmeyelim, şımardıkça şımarıyor, neredeyse...

Üstüne (üzerine) düşmek