Acısı içine çökmek
Bir şey için çok derin bir üzüntü duymak, bir şeyin acısını çok içinde duyumsamak.
(Kadın) çok büyük istekle çalışıp hizmet etmek, özveri ile birileri uğrana çalışmak.
"Sizi okutabilmek için saçımı süpürge ettim."
Bir şey için çok derin bir üzüntü duymak, bir şeyin acısını çok içinde duyumsamak.
Bayılmak.
Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.
Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.
Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...
Az zamanda çok para kazanan ve işinde çok çabuk ilerleyenler için söylenir.
"Cenab-ı Hak bir kimseyi zengin etmek isterse ona, `yürü ya kulum` demesi yeter."
Ölmüş olan babanın ruhunu şad etmek için (bana şu iyiliği yap).
Birinden bir iyilik yapılması istenirken
"bu iyiliği, ölmüş olan babanın ruhunu hoşnut etmek...
Yağlı güreşte başpehlivanlık için güreşmek.
En üstün sonucu almak için mücadele etmek, yarışmada birinciliği almak için uğraşmak.
"Takımımız öteden beri başa...
Çok az, pek az (sıvı şeyler için söylenir).
Çok küçük (çocuklar için söylenir).
"Bir damla su kaldı, ne yapacağız su gelmezse."
Birçok güçlükleri yenmek için çok uğraşmak, pek çok çaba sarf etmek.
"Onu razı edeceğim diye göbeğim çatladı."
Birini kandırmak için çok dolambaçlı gerekçeler ileri sürmek, ikna edebilmek için çok uğraşmak.
"Ne inatçı adammış, bir evet demek için kırk dereden su...
Yayan olarak çok uzun yol yürümek, çok sık gidip gelmek.
"Kasaba ile köy arasında o iş için az taban tepmedim."
Bir işi yapmak için çok zahmet, zorluk çekmek.
Çok terlemek.
"Bu işi başarmak için az ter dökmedi."
Bir şeyi elde etmek için çok uğraşmak.
(Çocuğu) sevme ya da korumada çok ileri gitmek.
"Şu çocuğun üstüne bu kadar düşmeyelim, şımardıkça şımarıyor, neredeyse...
Elde etmek için güçlü bir istek duymak, elde edemediği için de büyük üzüntü içinde olmak.
Kuvvetli bir aşkla sevmek.
"Bakan olmak isteğiyle yanıp tutuşuyordu."