Ahret kardeşi
İnanç ve ibadette birbirlerinden ayrılmayan ve bu kardeşliği ahirette de sürdüreceklerini düşünen kadınlar.
Dünya ve ahiret işlerinde birbirlerinden ayrılmayan...
Heyecan, korku ve utanmadan dolayı yüzünün rengi değişmek, sıkılmak.
İnanç ve ibadette birbirlerinden ayrılmayan ve bu kardeşliği ahirette de sürdüreceklerini düşünen kadınlar.
Dünya ve ahiret işlerinde birbirlerinden ayrılmayan...
Kişiyi kendi görüş ve düşüncelerinden ayırıp başka bir görüş ve düşünceyi benimser duruma getirmek.
Bir insanı, kendine özgü düşünce ve dünya görüşüne...
Kişilerin ses ve davranışlarını o anda ve doğrudan doğruya veren radyo ve televizyon yayını.
"Parti temsilcileri bu akşam televizyonda canlı yayında...
Çok korkmak, heyecan içinde bulunup terlemek, korku ve bunalım içinde olmak.
"Köprüden geçerken ecel terleri döktüler."
Korku, heyecan ve üzüntüden ne yapacağını bilemez duruma gelmek, donup kalmak.
Çok üşümek.
"Haydi elimiz ayağımız buz kesmeden girelim içeri."
Telâş, korku ve heyecandan yürüyüşünü ve yapacağı işi şaşırmak.
Peygamberlerden Hz. Eyyub` un başına gelen hastalığa sabredip, bundan dolayı şikâyet etmemesi; güçlük ve üzüntülere, hastalığa karşı sabretmesinden hareketle,...
Utanarak renkten renge girmek, kimi duyguların etkisiyle yüzünün rengi değişmek.
"Pot kırdığını anlayınca ne yapacağını şaşırdı, kızarıp bozaran yüzünü...
Heyecan ve korkudan yüzünün rengi atmak, solmak.
"Katili karşısında görünce yüzü kül kesildi."
Tutarlı ve mantıklı konuşmak, sakıncalı olmayan ve birini kırmayan sözler söylemek, saygılı ve yerinde konuşmak.
"O daima lafını bilir bir insan olmuştur."
Çok öfkelenmek, sinirlenip kızmak ve bu sebeple rengi değişmek.
"Saygısızca konuşmaya başlayınca nevri döndü, öfkeyle elini kaldırdı."
Solmak.
Korku, heyecan sebebiyle benzi sararmak.
"Kumaşın rengi bir yıkamadan sonra attı."