Abanoz gibi
Çok kara, kapkara. Çok sert.
Dileği gerçekleşmek, çok istediği şeye kavuşmak.
"İnşallah muradına erersin kızım."
Çok kara, kapkara. Çok sert.
Bir şey için çok derin bir üzüntü duymak, bir şeyin acısını çok içinde duyumsamak.
Doğal ölçülerin çok üstünde gelişmiş, çok iri, iriyarı kimse.
Çok güzel, çok lezzetli (bir yemek).
Bayılmak.
Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.
Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.
Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...
Bir şeye değerinden çok para istemek, olmayacak bir istekte bulunmak.
"Senin istekli olduğunu duydu adam, şimdi gidersen anasının nikâhını isteyecek o...
Çok fazla kibirli, herkese yukarıdan bakar (olmak).
"İyi ki bir araba aldı, burnu Kaf dağında bir adam olup çıktı."
Çok kibirli, herkese çok yukarıdan bakar...
Çok özler, çok arar, çok ister olmak.
Herhangi bir şeye sahip olmayı, ya da herhangi bir şeye erişmeyi çok istemek.
"Top oynamaya can atıyordu."
Çok istediği, imrendiği, kavuşmak dilediği şeyi elde edememek.
"Pikniğe gitmek istiyorduk, yağmur yağınca hevesimiz kursağımızda kaldı."
İmrendiği, çok istediği şeye kavuşup ona doymak.
Çok şişman, çok yağlı.
"Birkaç ay sonra yağ tulumu olacak, şuna birisi söylese de çok yemese."