Acı çekmek
Uzun süre acı, üzüntü içinde bulunmak.
Birisiyle selâmlaşacak kadar tanışıklığı, yakınlığı bulunmak.
Uzun süre acı, üzüntü içinde bulunmak.
Yapılan yanlış işin doğurduğu sıkıntı ve üzüntü içinde bulunmak.
"Ne kadar çaba gösterse, ne yapsa da" anlamında kullanılır.
"Ağzıyla kuş da tutsa, artık bu eve adım atamaz."
Bir işi başarmak uğrunda çok yorulmak, sonuca kadar çok zahmet çekmek.
"Seni buluncaya kadar akla karayı seçtim."
Birisiyle yarışmak, özellikle kendisinden üstün birisiyle yarış etmek.
"Sen benimle aşık atacak biri değilsin."
Elindeki işleri yapılması gereken zamanda yetiştiremeyecek ve arada en küçük başka bir iş yapamayacak kadar şıkışık durumda bulunmak.
Burnuna koklanamayacak kadar pis bir koku gelmek, böyle bir kokudan burnu görev yapamaz olmak.
Burnuna koklanamayacak kadar pis bir koku gelmek, böyle bir...
İnsana yakışmayan; olgunluğa, yaşa uygun düşmeyen yersiz ve kaba davranışlarda bulunmak.
"Bir çiğlik edip de toplantıyı berbat edecek diye ödüm...
Çıplak, üzerinde sadece don ve gömlek var denilecek kadar soyunmuş hâlde.
"Adamı, don gömlek kalacak kadar soydular."
Titizlik göstermek, bir şeyi en ince ayrıntılarına kadar araştırmak, gözden geçirmek.
"O kadar da ince eleyip sık dokunacak bir iş değil, kaygılanma."
Bir kimseye karşı pek borçlu bulunmak ve ondan artık bir şey isteyecek hâli kalmamak.
"Bu güne kadar ne istedimse verdi. Artık yüzüm kalmadı, git,...
Hiç denecek kadar az.
"Onu zerre kadar sevmiyorum."