Allah ne verdiyse
Evde ne yemek varsa
Elimize (elinize) ne geçerse, ne kazanabilirsek.
Endişe duyduğu, kaygılandığı, olmasını istemediği şeyle karşı karşıya gelmek.
"Korktuğum başıma geldi, ne yapacağım şimdi ben!"
Evde ne yemek varsa
Elimize (elinize) ne geçerse, ne kazanabilirsek.
Ansızın karşılaşmak, karşı karşıya gelmek.
Birbirine çok yaklaşmak, birine çok sokulmak.
"Kapıdan çıkar çıkmaz öğretmenimle burun buruna geldim."
Ne denli karşı gelirse gelsin, ne denli zorlarsa zorlasın.
Masrafla para birbirine denk geldi.
Yapılan işin sonunda ne kâr ne de zarar edildi.
"Alışverişten el elde baş başta döndü."
Yönetime karşı topluca karşı gelmek, baş kaldırmak.
"Maden işçileri kazan kaldırmış diyorlar."
Ne zararı var.
Bir sonuç vermez.
Ne fayda, ne zarar umulur.
"Biraz sert konuşmuşsam, ne çıkar bundan?"
"Şimdi yapmazsa, ne zaman yapacak" anlamında kullanılır.
"Gitsin istesin kızı, daha ne güne duruyor?"
Her ihtimale karşı, ne olacağı belli değil.
"Şemsiyeni al, ne olur ne olmaz, yağmura yakalanabilirsin."
Her türlü sıkıntı ve tehlikeyi göze alarak, ne kadar büyük fedakârlık isterse istesin.
"Ne pahasına olursa olsun ben bu işi bitireceğim."
Ne zengin ne yoksul, ne iyi ne kötü, ne çirkin ne güzel.
"Onlar orta hâlli bir ailedirler."
Ne var ne yok hepsini söylemek, arka arkaya sıralamak.
"Ne sözler sayıp döktü ama kimse anlamadı."
Ömrü sona ermek, eceli gelmek, ölmek.
Süresi dolmak, ödeme zamanı gelmek.
"Vadesi geldi geçiyor ama senet sahibi hâlâ ortalıkta görünmüyor."