Deyimler
İletişim

"Burun buruna gelmek" deyiminin anlamı nedir?

Ansızın karşılaşmak, karşı karşıya gelmek.

Birbirine çok yaklaşmak, birine çok sokulmak.

"Kapıdan çıkar çıkmaz öğretmenimle burun buruna geldim."

Burun buruna gelmek deyimine benzer deyimler

Abanoz gibi

Çok kara, kapkara. Çok sert.

Abanoz gibi

Acısı içine çökmek

Bir şey için çok derin bir üzüntü duymak, bir şeyin acısını çok içinde duyumsamak.

Acısı içine çökmek

Adam azmanı

Doğal ölçülerin çok üstünde gelişmiş, çok iri, iriyarı kimse.

Adam azmanı

Ağzının suyu akmak

Çok beğenip imrenmek.

Çok beğenip isteyecek duruma gelmek, imrenmek.

"Vitrindeki kızarmış tavuğu görünce ağzımın suyu aktı."

Ağzının suyu akmak

Aklı başından gitmek

Bayılmak.

Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.

Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.

Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...

Aklı başından gitmek

Boğazı kurumak

Çok susamak, çok konuşmaktan ve bağırmaktan ötürü sesi çıkmaz olmak.

"Boğazım kurudu, bir şeyler içelim de öyle gidelim."

Boğazı kurumak

Burnu Kaf dağında (olmak)

Çok fazla kibirli, herkese yukarıdan bakar (olmak).

"İyi ki bir araba aldı, burnu Kaf dağında bir adam olup çıktı."

Çok kibirli, herkese çok yukarıdan bakar...

Burnu Kaf dağında (olmak)

Sıkı fıkı

Çok samimi, birbirine çok bağlı, içten ve teklifsiz

Sıkı fıkı

Taban tepmek (patlatmak)

Yayan olarak çok uzun yol yürümek, çok sık gidip gelmek.

"Kasaba ile köy arasında o iş için az taban tepmedim."

Taban tepmek (patlatmak)

Yağ tulumu

Çok şişman, çok yağlı.

"Birkaç ay sonra yağ tulumu olacak, şuna birisi söylese de çok yemese."

Yağ tulumu

Zindan kesilmek

Çok karanlık duruma gelmek.

Yaşanılan yer çok sıkıntı verici, yaşanılamayacak derecede kötü hâle gelmek.

Zindan kesilmek