Abanoz gibi
Çok kara, kapkara. Çok sert.
Karmakarışık, çok karışık, düzensiz, alt üst olup birbirine girmiş.
"Ortalık karman çormandı, nereden işe başlayacağını bilemiyordu."
Çok kara, kapkara. Çok sert.
Bir şey için çok derin bir üzüntü duymak, bir şeyin acısını çok içinde duyumsamak.
Bayılmak.
Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.
Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.
Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...
Sıkıntı, üzüntü ve tedirginlik verici olduğunu sonradan anladığı bir işe kendi isteği ile girmiş bulunmak.
"Nereden girdim bu inşaat işine, durup dururken...
Çok fazla kibirli, herkese yukarıdan bakar (olmak).
"İyi ki bir araba aldı, burnu Kaf dağında bir adam olup çıktı."
Çok kibirli, herkese çok yukarıdan bakar...
Çok özler, çok arar, çok ister olmak.
Ansızın karşılaşmak, karşı karşıya gelmek.
Birbirine çok yaklaşmak, birine çok sokulmak.
"Kapıdan çıkar çıkmaz öğretmenimle burun buruna geldim."
Çok işe yarayan nesne; çok yardıma koşan, yakın arkadaşlık kurmaya değen kimse.
Çok küçük, sık ve okunaksız, birbirine girmiş (yazı).
Çok samimi, birbirine çok bağlı, içten ve teklifsiz
Çok şişman, çok yağlı.
"Birkaç ay sonra yağ tulumu olacak, şuna birisi söylese de çok yemese."
Çok duygulu olup olaylardan hemen etkilenip ağlayan, çok acıyan, üzülen kimse.
"Senin bu kadar yufka yürekli olacağını düşünemezdim.