Deyimler
İletişim

"İt sürüsü kadar" deyiminin anlamı nedir?

Gereğinden fazla, oldukça çok, kalabalık.

"İt sürüsü kadar adam, nasıl başa çıkacağız bunlarla."

İt sürüsü kadar deyimine benzer deyimler

Akla karayı seçmek

Bir işi başarmak uğrunda çok yorulmak, sonuca kadar çok zahmet çekmek.

"Seni buluncaya kadar akla karayı seçtim."

Akla karayı seçmek

Aklı başından gitmek

Bayılmak.

Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.

Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.

Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...

Aklı başından gitmek

Alnının damarı çatlamak

Başarmak için çok sıkıntı çekmek, çok çaba sarf edip emek vermek.

"O yolu açıncaya kadar benim alnımın damarı çatladı, sen ne halt etmeye bozuyorsun?"

Alnının damarı çatlamak

Altın babası

Çok zengin, parası çok olan kimse.

"Adam altın babası, her istediğini kolayca yaptırıyor."

Altın babası

Anasının gözü

Hileci, kurnaz, çok açık göz, çıkarcı, hin oğlu hin.

"Adam anasının gözü, iki dakikada bitiriverdi işi."

Çok kurnaz, dalavereci, çıkarcı, hileci, düzenci.

Anasının gözü

Anasının nikâhını istemek

Bir şeye değerinden çok para istemek, olmayacak bir istekte bulunmak.

"Senin istekli olduğunu duydu adam, şimdi gidersen anasının nikâhını isteyecek o...

Anasının nikâhını istemek

Ayağı ile gelmek

Kendi isteği ile gelmek.

Çok fazla emek sarf edilmeden elde edilmek.

"Adam ayağı ile geldi dayak yemeye."

Ayağı ile gelmek

Ayaklı kütüphane

Çok şey okumuş, her sorulana cevap veren, çok şey bilen, okudukları aklında kalmış kimse.

"Adam ayaklı kütüphaneydi sanki!"

Ayaklı kütüphane

Az çok

Bir parça, o kadar çok olmayan, oldukça.

"Az buçuk."

Ne az ne çok, oldukça.

Az çok

Burnu Kaf dağında (olmak)

Çok fazla kibirli, herkese yukarıdan bakar (olmak).

"İyi ki bir araba aldı, burnu Kaf dağında bir adam olup çıktı."

Çok kibirli, herkese çok yukarıdan bakar...

Burnu Kaf dağında (olmak)

Dil ebesi

Çok fazla ve esprili konuşan.

"Dil ebesi bir adam o, sen onunla başa çıkamazsın."

Dil ebesi

Tıka basa yemek

Haddinden fazla yemek, çok yemek, mideyi rahatsız edecek kadar çok yemek.

"Doymaz çocuk, tıka basa doldurdu karnını."

Tıka basa yemek