Adam olmak
Bir kişi yetişip topluma yararlı duruma gelmek.
İşe yaramayan bir şey onarılıp işe yarar duruma gelmek.
Zorla, güçlükle.
"Adamı her sabah ite kaka işe götürüyoruz."
Bir kişi yetişip topluma yararlı duruma gelmek.
İşe yaramayan bir şey onarılıp işe yarar duruma gelmek.
Yetişip topluma yararlı duruma gelmek.
İşe yaramayan bir şey onarılıp işe yarar duruma gelmek.
Yetişip topluma yararlı bir kişi olması için uzun zaman gerek.
Herhangi bir işe başlamak için her an hazır olamak.
İltifat etmek, okşamak, övmek, birisini bu yolları kullanarak bir işe sevk etmek.
"Arkasını sıvayarak yaptırıyorum her işi bu çocuğa."
Hangi işe el atsam orada kendisini görürüm. Her işime karışır.
"İki ekmek arasında bir dilim peynir"
Anlasa da anlamasa da karşısındakinin her sözünü uygun bulur görünmek.
"Her şeye baş sallayan insanlardan hiç hoşlanmam."
Önde görünmek, her şeyde söz sahibi olmak, her şeyi kendi düşüncesine uydurmak, hep dediğini yaptırmak çabası ve tutkusu.
"Benlik dâvası güden insanlar bir...
Üzerine vazife olmadığı, gerekmediği hâlde her işe karışmak.
"Sen de her işe burnunu sokmaktan geri durmazsın!"
Her işe uyar, her işe yarar, ince işler için de kaba işler için de kullanılabilir.
Hemen her işte parmağı vardır.
Her işten anlar, her işe karışır ya da her işten anladığı izlenimi verir.
Her şeye, üstüne lâzım olsun olmasın her işe karışmak.
"Üvey annemin vara yoğa karışmasından bıkmış usanmıştım iyice."
Güçlükle, zorla.
Ucu ucuna, kıt kanaat, istenilen ölçüye ancak yaklaşabilmek
"Zar zor getirdik adamı."