Adı bile okumamak
Adı hiç söz konusu olmamak, hiç önem verilmemek.
Dudaklarını kıpırdatmadan, hiç ses çıkarmadan okumak.
Ses çıkarmadan sövmek, beddua etmek.
"Hikâyeyi şimdi de içinizden okuyacaksınız."
Adı hiç söz konusu olmamak, hiç önem verilmemek.
Sert söz ve davranışlarla karşılık vererek bir kimseyi yaptığına pişman etmek.
"Demek öyle, ben de senin ağzının payını vermezsem bana da Hasan demesinler!"
Bir konuyu hiç, ama hiç düşünmemiş olmak.
Bir işin çok güç olduğunu, yapılamayacak kadar zor olduğunu anlatır.
Küçümseyerek meydan okumak, tehdit etmek.
"Beni polise bildirenin alnını karışlarım."
Birbirimizden ayrılmayacağız, işler iyi de gitse, kötü de gitse hep birlikte yapacağız, beraberliği bozmayacağız.
"Bu toprağı yalnız ben mi atacağım, hayır...
Öteki işler arasında bir işi de yapıvermek.
Yapılmakta olan işler arasından işi de yapıvermek.
Kendisine inanan, güvenen bir kimseye gizlice kötülük etmek.
"Onun beni arkamdan vuracağı hiç aklıma gelmezdi."
Ben hiç emek harcamayayım. Her şey hazır olup ayağıma gelsin.
Bir işin hiç emek harcamadan olmasını, kendiliğinden hazır olup ayağına gelmesini bekleyenlerin...
Çok sessiz olmak, hiç ses çıkarmamak, gürültü yapmamak.
"Çocuklar korkudan çıt çıkarmıyorlardı."
İtiraz etmemek, hoş görerek karşı çıkmamak.
Hiç konuşmamak, susmak.
"Kendisine söylenen o kötü sözlere nasıl ses çıkarmadı şaşıyorum."
Herhangi bir sesi çıkarmamak.
Bir çağrıya kulak vermemek.
"Adam evdeydi ama hiç ses vermedi."
Sızlanıp şikâyet etmek, derdini döküp durmak.
"Çoluk çocuk açtı, kimse yardım elini de uzatmıyordu, birine de yanıp yakılmayı bir türlü kendine yediremiyordu."