Ayağını kesmek (Bir yerden)
Bir yere gitmez, uğramaz olmak.
Birini bir yere artık uğramaz duruma getirmek.
"Öyle korkutun ki o adamın ayağı kesilsin bu meyhaneden?"
Gereğini yerine getirmek.
Yok etmek, ortadan kaldırmak.
"O adamın icabına bakarız, merak etme sen."
Bir yere gitmez, uğramaz olmak.
Birini bir yere artık uğramaz duruma getirmek.
"Öyle korkutun ki o adamın ayağı kesilsin bu meyhaneden?"
Gücünün üstünlüğünü kanıtlamak, bir şeye gücü yetmek.
"Onunla başa çıkabilirim, merak etme sen."
Kendisi için gerekli ve yararlı olan şeyi kendi eliyle yok etmek.
"Geçimini sağladığın o tarlayı sakın satma, yoksa bindiğin dalı kesmiş olursun."
Bir kimseye büyük bir zarar vermek, kötülük etmek.
İyi bir şeyi kötü hâle getirmek, heder etmek, harcamak.
"Yeni aldığım oyuncağın canına okudu bir günde."
Birinin yararına göre eylemde bulunmak, istemese de birinin işine yarayacak biçimde hareket etmek.
"O işi bana vermemekle yabancıların ekmeğine yağ sürdün sen."
Ortada (bir konu ile ilgili) hiçbir belirti olmadığı hâlde varmış gibi bir kuşkuya düşmek.
"Henüz ortada fol yok yumurta yok, sen adama para ödemeye...
Kendi değer ve yeteneğini bilmek, üstün görmemek, kendi yapabileceği şeylerin ötesine geçmemek.
"Merak etme sen, o haddini bilen bir çocuktur."
Alacağını ödeyip ilişkisini kesmek.
Cezalandırmak, vücudunu ortadan kaldırmak ya da öldürmek.
"Çabuk şu adamın hesabını görün!"
Şundan bundan konuşarak sohbet etmek.
"O iki ihtiyar kadın hoş beş etmek için yaratılmışlar sanki."
O şeyde yarar yok, faydası olmaz.
"O arabada hiç iş yok, almaya değmez."
Bir daha belirmeyecek, ortaya çıkmayacak biçimde yok etmek, ortadan kaldırmak.
O işten umudunu kesmek, o işin olacağına inanmamak, parasını ya da malını almaktan vazgeçmek.
"Verecek mi? Sen o paranın üstüne bir bardak soğuk su iç!"