Ağzını havaya (poyraza) açmak
Elindeki fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere bir şeyler elde etmeyi ummak.
Umduğunu elde edememek, fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere beklemek.
"Evi o zaman...
Dinî bakımdan yasaklanmış yollardan elde edilen para.
"Haram parayla ekmek alınmaz."
Elindeki fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere bir şeyler elde etmeyi ummak.
Umduğunu elde edememek, fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere beklemek.
"Evi o zaman...
Bir şeye değerinden çok para istemek, olmayacak bir istekte bulunmak.
"Senin istekli olduğunu duydu adam, şimdi gidersen anasının nikâhını isteyecek o...
Çalışması karşılığı olarak her ay belirli para alınacak bir göreve başlamak.
Çalışmasının karşılığını gündelik ya da ücret olarak almakta iken aylık yöntemiyle...
Hoş bir durum, elde ettiği güzel bir şey, sonra gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak.
"Yediğimiz yemeği burnumuzdan getirmek mi istiyorsun? Sus...
Daha önce kazancı yokken artık para kazanmaya başlamak, para sıkıntısından az çok kurtulmak.
Para, mal tutamayanın durumunu ya da verimsiz, sonuçsuz bir işi anlatmak için kullanılır.
"Memurların işi tam anlamıyla dipsiz kile boş ambar, sıfıra sıfır...
Çalışıp para kazanılan, geçim sağlayan iş yeri.
"O dükkân benim ekmek kapım, asla satmam, satamam onu!"
Kazanç, geçinmek için kazanılan para.
"Ekmek parası kolay kolay kazanılmıyor."
Çok para kazanmak.
Devletin çok para basması.
"Bizim büfe âdeta para kesiyor."
Çok para kazanmak.
Bol para harcamak.
Elde olan parayı az bulmak.
Çok para harcamak.
Rüşvet yemek, görevini kötüye kullanıp bir iş yapmak için birinden para almak.
"İnsanlar artık açıktan para yiyorlar."
Kesintiden sonra elde kalan para miktarı.
Doğru yoldan kazanılmış para.