Deyimler
İletişim

"Hâlden anlamak" deyiminin anlamı nedir?

Bir kimsenin içinde bulunduğu zor durumu kavrayarak, anlayıp sezerek hoşgörülü olmak, anlayış göstermek.

"Dedem hâlden anlayan birisidir, bize iyi davranacağına eminim."

Hâlden anlamak deyimine benzer deyimler

Adı çıkmak dokuza, inmez sekize

Bir kimsenin adı bir kez iyi ya da bir kez kötü tanındıktan sonra, bu genel kanı kolay kolay değişmez, kişi bir konu ünlendi mi o ün sürüp gider.

Adı çıkmak dokuza, inmez sekize

Ağız tadı

Bir topluluk içinde dirlik düzenlik, iyi geçinme.

Bir topluluk içindeki dirlik düzenlik, iyi geçinme durumu.

Ağız tadı

Altı yaş olmak (Bir işin)

Bir takım oyunlara karışmış olmak, iş, dürüst bir temel üzerine kurulmuş olmamak, böyle bir işe girişmekte sakıncalar bulunduğu anlaşılmak.

Altı yaş olmak (Bir işin)

Başından atmak

Gereksiz görülen bir bağlılığa, bir ilişkiye son vermemek; bir istekte bulunan kişiyi yanından uzaklaştırmak.

Yapılması zor bir işi yapmaktan kendini kurtarmak...

Başından atmak

Başını ağrıtmak

Bir yığın gereksiz sözlerle bir kimseyi sıkıp yormak.

Bir iş, bir kimseyi rahatsız edip uğraştırmak.

Gereksiz sözlerle birini bunaltmak.

Bir iş için birini...

Başını ağrıtmak

Başının çaresine bakmak

Kimsenin yardımı olmayacağı anlaşıldığından içinde bulunduğu güç durumdan kurtulma yolunu kendisi aramak.

Kimsenin yardımı olmadan kendi işini kendi yapmak,...

Başının çaresine bakmak

Beyni bulanmak

Sersemlemek, rahat düşünemez olmak.

Bir işin oluş biçiminden kötü bir şey sezinleyerak kuşkulanıp huzuru kaçmak.

Sersemlemek, sağlıklı düşünemez olmak.

Kötü...

Beyni bulanmak

Bir çuval inciri berbat etmek

İyi olan, yolunda giden bir durumu yanlış davranışlarla bozmak, olumsuz bir gidişe sokmak.

"Eline çekici alır almaz çiviye vurdu, çivi tahtayı yarıp geçti, bir...

Bir çuval inciri berbat etmek

Bir hâl olmak

Bir şeyi çok yapa yapa usanmak, yorulmak, fenalık gelmek, bezmek.

Daha önce görülmeyen davranışlar içinde olmak, huyu değişmek.

Kazaya uğramış olmak.

"Gecikti,...

Bir hâl olmak

Burnu düşmek

Burnuna koklanamayacak kadar pis bir koku gelmek, böyle bir kokudan burnu görev yapamaz olmak.

Burnuna koklanamayacak kadar pis bir koku gelmek, böyle bir...

Burnu düşmek

Canına okumak

Bir kimseye büyük bir zarar vermek, kötülük etmek.

İyi bir şeyi kötü hâle getirmek, heder etmek, harcamak.

"Yeni aldığım oyuncağın canına okudu bir günde."

Canına okumak

Dilinin altında bir şey olmak

Bir kimsenin sözlerinden açıkça söylemediği bir şeyler olduğu anlaşılmak.

"Dilinin altında bir şey olduğunu biliyorum ama bir türlü söyletemiyorum."

Dilinin altında bir şey olmak