Açık açık
Hiçbir şeyi saklamadan, açıkça.
Eline geçen imkânları değerlendirmek, hiçbir şeyi dert edinmeyip hoşça vakit geçirmek.
"Gününü gün eden yöneticilerden kurtulacağımız günler yakındır."
Hiçbir şeyi saklamadan, açıkça.
Hiçbir şeyi söylememek, ya da söyletmemek.
Söylemek istemediği bir şeyi, boş bulunup söyleyivermek.
"Dikkatli ol, lafı ağzından kaçırıp da gideceğimiz yeri söyleme."
Söylemek istemediği şeyi farkında...
Her şeye kusur bulup hiçbir şeyi beğenmemek.
Hiçbir şeyi beğenmemek, her şeyin bir kusurunu bulmak.
Çok yiğit, hiçbir şeyden korkmayan.
Yılmaz, hiçbir şeyden korkmayan, yiğit, kahraman,"Aslan yürekli Mehmetçik düşmanı çil yavrusu gibi dağıttı."
Hiçbir şeyde...
Acımasızca, tekmelerle kıyasıya dövmek.
Bir şeyi küçük görerek ondan faydalanma yoluna gitmemek, o şeyi tepmek.
"Önüne serilen bütün nimetleri ayağının altına...
Sinir krizi geçirmek, bunalıma düşmek.
Birini kendinden geçercesine sevmek, beğenmek.
"Her kan görüşünde ayılıp bayılıyor."
Aşırı derecede üzüntü ve sinir...
Heyecana, öfkeye ya da önem verdiği bir işe kapılıp başka hiçbir şeyle uğraşamaz duruma gelmek.
"Kendinden öylesine geçmişti ki gözü hiçbir şeyi görmez...
Bir iş yapmak için ilgili kişiden gün ayırmasını; belirli bir tarih tespit etmesini istemek, randevu almak.
Yaşını bitirip daha sonraki yılın bir ya da birkaç...
Bolluk, mutluluk, esenlik içinde huzurlu günler geçirmek.
"Kaygılanma evlâdım, daha çok günler göreceksin inşallah."
Eline geçen bir şeyi sahibine bildirmeden kendisine mal etmek, ortadan kaldırıp kimseye göstermemek.
"Babasına bildirmeden o kadar parayı iç etmiş."