Ağzı yanmak (Bir şeyden)
Bir şeyde büyük zarar görmek.
İstemeden, birdenbire, rastgele görmek.
Bir şeyde büyük zarar görmek.
Birdenbire kızdı.
Birinin yüzünden büyük haksızlığa uğramak, zarar görmek.
"Eğer bu malı satamazsam senin ateşine yanmış olacağım."
Bir şeyin miktarı üzerinde durmamak, ele geçen kadarını hoş görmek.
Azdan bir parça çok, biraz.
Sürekli kötüleşmek, zarar görmek.
"Baş aşağı giden işlerinin önünü alamadı bir türlü."
Kendi yol açtığı tehlikeli bir durumun içine düşmek, hak ettiği cezayı görmek.
"Adam nihayet belâsını buldu."
Eşit görmek, eşit saymak, farklı muamelede bulunmamak.
"Öğretmen, sınıftaki öğrencilerin hepsini bir tutmalıdır."
Fizikî bir acı duymak.
Bir işte zarar görmek, manevî bir üzüntü duymak.
"Canını yakmadan ver o elindekini bana!"
Çamaşırı kirli bir suda yıkayıp rastgele bir yerde kurutmak.
Bir işi özensiz, üstünkörü yapmak.
At, katır, eşek, bir kimseyi ya da bir şeyi vurmak için arka ayaklarını birdenbire geriye savurmak.
Aşağısanan kişi, umulmadık zamanda birini sert davranışıyla...
Okumak, öğrenim görmek için uzun yıllar çalışmak.
"Desene boşuna dirsek çürütmüşsün."
Yaptığı bir kötülüğün cezasını görmek.