Ağzını açıp gözünü yummak
Öfke ile ağzına gelen bütün ağır sözleri söylemek.
Kızgınlık ile sonunu düşünmeden ağzına gelen kötü sözleri söylemek, karşısındakine hakaret etmek.
"Eve geç...
Kendisi ayrıldıktan sonra, bıraktığı şey veya kimse ile ilgili tedirginliği sürmek, merak etmek.
"Köyden ayrılıyordu ama gözü de arkada kalmıştı."
Öfke ile ağzına gelen bütün ağır sözleri söylemek.
Kızgınlık ile sonunu düşünmeden ağzına gelen kötü sözleri söylemek, karşısındakine hakaret etmek.
"Eve geç...
Elindeki fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere bir şeyler elde etmeyi ummak.
Umduğunu elde edememek, fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere beklemek.
"Evi o zaman...
Çok şey okumuş, her sorulana cevap veren, çok şey bilen, okudukları aklında kalmış kimse.
"Adam ayaklı kütüphaneydi sanki!"
Size güzel bir şey sunamıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.
Bu işi yarım yamalak yapıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.
Verilen şey, armağan az ya da küçük de olsa, çokmuş, büyükmüş, değerliymiş gibi kabul etmek.
İlgililerin ne diyeceklerini anlamak veya insanların telâşlanmalarını sağlamak amacıyla aslı olmayan bir haber yaymak.
"Askerliğin kısalmasıyla ilgili bir...
Müracaat etmek, bir işin yapılmasını bir kimse veya kuruluştan istemek.
Bilgi edinmek üzere bir kaynağa bakmak, bir kimseye danışmak.
"Vakit geçirmeden...
Kendisi ya da ailesinin tanıdığı bir kimse ile, bu ilişkiyi belirterek konuşmak.
Bir şey yapmayı, kendisi için yerine getirilmesi zorunlu bir iş olarak kabul etmek.
Tek başına kalmak, dış dünya ile ilgisini kesmek, kimse ile görüşmemek.
"Geçirdiği kazadan sonra iyice kabuğuna çekildi."
Bir süre geçince, her şey olup bittikten sonra, çok zaman sonra.
"Neden sonra babam da geldi."
Sızlanıp şikâyet etmek, derdini döküp durmak.
"Çoluk çocuk açtı, kimse yardım elini de uzatmıyordu, birine de yanıp yakılmayı bir türlü kendine yediremiyordu."