Adı bile okumamak
Adı hiç söz konusu olmamak, hiç önem verilmemek.
Hiç duraksayıp çekinmeden.
Acımadan, merhamet etmeden.
"Çocukları göz kırpmadan kurşuna dizdiler."
Adı hiç söz konusu olmamak, hiç önem verilmemek.
Bir konuyu hiç, ama hiç düşünmemiş olmak.
Göz açtırmamak, rahat bırakmamak.
Düşmanı acımayıp öldürmek, merhamet etmemek.
"Böyle kahpe insanlara sakın aman vermeyin!"
Ben hiç emek harcamayayım. Her şey hazır olup ayağıma gelsin.
Bir işin hiç emek harcamadan olmasını, kendiliğinden hazır olup ayağına gelmesini bekleyenlerin...
Oldukça huysuz olmak, kendisine hiç söz söyletmemek, kendisinin eleştirilmesine fırsat tanımamak, en küçük yergiye tahammül göstermemek.
"Amma da burnundan kıl...
Hiç gereği yokken.
Kolaylıkla, hiç emek ve çaba harcamadan.
"Adam durduğu yerde para kazanıyor, anlamadım bu işi!"
Baskı altında bulundurarak başka bir şeyle uğraşmasına fırsat vermemek.
"Çalışan işçilere hiç göz açtırmadı."
Derinlemesine incelemeden okumak.
Bir şeyi, bir yeri pek fazla dikkat etmeden çabucak incelemek.
"Raftaki mallara şöyle bir göz gezdirip çıkalım."
Karşısındakine göz kapağını açıp kapatarak işaret vermek, bu şekilde meramını anlatmaya çalışmak; bir şeyi onayladığını ya da doğru olmadığını gözünü açıp...
Hiç uyumamak.
Tehlikeye aldırmamak.
"Bu gece hiç göz kırpmadım, hep seni düşündüm."
Ağlayacak gibi olmak, göz pınarlarına yaş yürümek.
"Hiç beklemediği bir anda beni karşısında görünce gözleri dolu dolu oldu."
Hiç acıma hissi taşımayan, merhametsiz.
"Taş yürekli herifler, çocukları hiç acımadan kurşuna dizdiler."