Aklının köşesinden geçmemek
Bir konuyu hiç, ama hiç düşünmemiş olmak.
Hiç sesini çıkarmamak, yakınmamak, karşı çıkmamak.
"Bütün hepsi üzerine yürüdü ama o gık demedi."
Bir konuyu hiç, ama hiç düşünmemiş olmak.
Birilerinin kendisine karşı yapacakları muhtemel kötülüklere karşı uyanık davranmak, tedbirli olmak.
"Eğer ayağını denk almazsan o adamlar başına bir iş...
Acımasızca, tekmelerle kıyasıya dövmek.
Bir şeyi küçük görerek ondan faydalanma yoluna gitmemek, o şeyi tepmek.
"Önüne serilen bütün nimetleri ayağının altına...
Bir sorun üzerine oy verenler, sayıca, karşı düşünceye oy verenlerden daha az çıkmak.
Bir oyalamada, karşı düşünceye oy verenler sayıca az çıkmak.
Oldukça huysuz olmak, kendisine hiç söz söyletmemek, kendisinin eleştirilmesine fırsat tanımamak, en küçük yergiye tahammül göstermemek.
"Amma da burnundan kıl...
Derdini, sıkıntısını kimseye söylememek.
Kendisine yapılan kötülüğe karşı sesini çıkarmamakla beraber, bunu unutmamak.
"O her şeyi içine atar, bir gün kanser...
O şeyde yarar yok, faydası olmaz.
"O arabada hiç iş yok, almaya değmez."
Bir durum karşısında en küçük bir tepki bile göstermemek, ilgisiz kalmak, harekete geçmemek.
"Onca insan üstüme yürüdü ama o kılını bile kıpırdatmadı."
Anlamamış, sezmemiş gibi davranmak.
"O sözler ona söyleniyordu ama hiç oralı olmadı."
Bir şeyle, bir işle ilişiği bulunmamak, o şeyle ilgilenmemek.
"O tarakta bezi olacağını hiç sanmam."
Hiç tepki göstermemek, kayıtsız kalmak.
"Beni dövdüler ama o parmağını bile oynatmadı."
İtiraz etmemek, hoş görerek karşı çıkmamak.
Hiç konuşmamak, susmak.
"Kendisine söylenen o kötü sözlere nasıl ses çıkarmadı şaşıyorum."