Aç doyurmak
Yoksulları, açları beslemek, onlara yardım etmek.
Birinin ölmüşlerini yermek veya onlara sövmek.
Yoksulları, açları beslemek, onlara yardım etmek.
Sevilen birinin ölümü ya da toplumca uğranılan bir acı dolayısıyla ağıt özelliği taşıyan bir şiir yazmak ya da böyle olaylarla ilgili olarak ağıt söylemek.
Birinin eğilimini desteklemek.
Çeşitli yollara başvurarak birini bir şeye razı etmek; veya kandırmak.
"Ağzından girip burnundan çıktı ve ondan para koparmayı başardı."
Ne yapıp yaparak bir...
Birinin söylediklerini kendi düşüncesiymiş gibi anlatmak.
Birinin söylediklerini zevkle ve dikkatle dinlemek, bu sözlere uymak.
Konuşan bir kimseyi seve seve ve dikkatlice dinlemek.
"Konuşması onları öyle sarmıştı ki...
Zulmettiği kişinin bedduasını almak.
Birinin bedduasını üstüne çekmek.
"Zalimliğine devam edersen daha çok kişinin ahını alacaksın."
Susmak.
Çıkarının elden gideceğini düşünerek birinin konuşmasını önlemek.
"Ağzını kapatamazsak konuşup bizi elâleme rezil edecek."
Sofrada en önemli yemek.
Birinin ölümüne sebep olmak.
Birinin herhangi bir işte güç durumda kalmasına yol açmak.
"Adamın başını sebepsiz yere yediler, şimdi...
Birinin yararına göre eylemde bulunmak, istemese de birinin işine yarayacak biçimde hareket etmek.
"O işi bana vermemekle yabancıların ekmeğine yağ sürdün sen."
Hoşa giden davranışlarla veya sözle birinin kırgınlığını gidermek.
Birinin eşinden ayrılmasına yol açmak.
Bir kimse eşinden ayrılarak aile düzenini bozmak, yok etmek.
"Zorla kadıncağızın yuvasını yıktılar, lânet olsun onlara."