Deyimler
İletişim

"Emir kulu" deyiminin anlamı nedir?

Kendisine emredilen işi yapmak zorunda olan kimse.

"Emir kulu olmak o kadar da kolay değil."

Emir kulu deyimine benzer deyimler

Adı çıkmak dokuza, inmez sekize

Bir kimsenin adı bir kez iyi ya da bir kez kötü tanındıktan sonra, bu genel kanı kolay kolay değişmez, kişi bir konu ünlendi mi o ün sürüp gider.

Adı çıkmak dokuza, inmez sekize

Ahrette on parmağı yakasında olmak

Ödevini yapamadığından kendisine karşı sorumlu olan kimseden öbür dünyada hesap sormak.

Haksızlığa uğrayışını bu dünyada önleyip hakkını alamayanın, öte...

Ahrette on parmağı yakasında olmak

Aş deliye kalmak

Yararlanılacak şeyde kendisine ortak ya da rakip olacak kimseler ortadan çekilmek.

Yararlanılacak şeyde kendisine ortak ya da rakip olacak kimseler ortadan...

Aş deliye kalmak

Atta duran var, durmayan var

Herkesin gücü, becerisi bu işi başarmaya elverişli değil: Yapabilecekler de var, yapamayacaklar da. Eriştiği yüksek aşamada tutunabilmek kolay değil.

Atta duran var, durmayan var

Başı bağlı olmak

Evli ya da nişanlı olmak.

Serbest, özgür olmayan, bir yere bağımlı olan.

"Nihayet oğlanın da başını bağladık."

Başı bağlı olmak

Başından atmak

Gereksiz görülen bir bağlılığa, bir ilişkiye son vermemek; bir istekte bulunan kişiyi yanından uzaklaştırmak.

Yapılması zor bir işi yapmaktan kendini kurtarmak...

Başından atmak

Burnu düşmek

Burnuna koklanamayacak kadar pis bir koku gelmek, böyle bir kokudan burnu görev yapamaz olmak.

Burnuna koklanamayacak kadar pis bir koku gelmek, böyle bir...

Burnu düşmek

Burnundan kıl aldırmamak

Oldukça huysuz olmak, kendisine hiç söz söyletmemek, kendisinin eleştirilmesine fırsat tanımamak, en küçük yergiye tahammül göstermemek.

"Amma da burnundan kıl...

Burnundan kıl aldırmamak

Geniş gönüllü

Heyecan ve telâş göstermeyen, merak etmeyen, olayları hoş karşılayan.

"Geniş gönüllü olmak benim için o kadar kolay değil."

Geniş gönüllü

İnce eleyip sık dokumak

Titizlik göstermek, bir şeyi en ince ayrıntılarına kadar araştırmak, gözden geçirmek.

"O kadar da ince eleyip sık dokunacak bir iş değil, kaygılanma."

İnce eleyip sık dokumak

İşi tıkırında olmak

İşi çok uygun ve iyi olmak.

"O konuşmayacak da ben mi konuşacağım, işi tıkırında adamın."

İşi tıkırında olmak