Ağzı var dili yok
Çok az konuşur, sessiz, kimseye karşılık vermez.
Oldukça sessiz, sakin, kendi hâlinde.
Konuşmayıp susan, derdini anlatmayan.
"Telâşlanma sakın, ağzı var dili...
Yabancı.
Damat.
"El oğluna güvenme sakın!"
Çok az konuşur, sessiz, kimseye karşılık vermez.
Oldukça sessiz, sakin, kendi hâlinde.
Konuşmayıp susan, derdini anlatmayan.
"Telâşlanma sakın, ağzı var dili...
Dünya işlerinden el çekip hep ibadetle vakit geçiren kişi.
Neredeyse, pek yakında, kısa bir süre içinde.
"Konuklar akşama sabaha burada olurlar, sakın bir yere kaybolma!"
Birini bulunduğu yerden, mevkiden indirmek.
"Ya, gördün mü, demek ki el oğlu adamı al aşağı ediyormuş bir çırpıda!"
Daha çok giyim için
"altı, üstüne; bir parçası öbür parçasına uymaz.
" anlamında kullanılır.
"Çabuk çıkar şu üzerindeki altı kaval üstü şeşhane elbiseyi, yoksa...
El altından.
Göz açtırmamak, rahat bırakmamak.
Düşmanı acımayıp öldürmek, merhamet etmemek.
"Böyle kahpe insanlara sakın aman vermeyin!"
Birine eskiden duyduğu ilgiyi göstermemek, yabancı gibi davranmak.
"İşlerim bozulunca bana sırt çevirdi."
Bir kimsenin herkesçe bilinmeyen, geçmişteki kötü bir yönünü veya kötü durumunu bilmek.
"Sakın güvenme ona, ben onun cemaziyülevvelini bilirim."
Bir işe girişmek.
Birisinin işine karışmak.
"Üstüne vazife olmayan işe el atma sakın!.."
Yemin etmek, kutsal bir şey üzerine el koyarak ant içmek.
"Kur`ân`a el basarım ki bu işi ben yapmadım."
Olumlu oy vermek için el kaldırmak.
Bir toplulukta söz istemek için işaret parmağını kaldırıp diğerlerini yumarak el kaldırmak.
"Parmak kaldırarak söz istemeyi...