Deyimler
İletişim

"Dişini tırnağına takmak" deyiminin anlamı nedir?

Çok büyük zorluklara, sıkıntılara, darlıklara katlanarak bütün gücünü kullanıp çalışmak.

"Biz bu evi dişimizi tırnağımıza takarak yaptık, yıkmalarına izin vermeyeceğim!"

Dişini tırnağına takmak deyimine benzer deyimler

Aklı başından gitmek

Bayılmak.

Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.

Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.

Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...

Aklı başından gitmek

Arkasına düşmek

Birini gözden ayırmayarak arkasından gitmek.

Bir işi sona erdirmek için çok sıkı çalışmak.

"Arkasına düşmezsen nasıl elde edeceksin o evi?"

Arkasına düşmek

Aslan payı

Bir paylaşmada en büyük pay.

Ortaklardan en güçlüsünün aldığı en büyük pay.

Hak edilenden daha çok alınan pay, en güçlünün aldığı pay.

Aslan payı

Ayranım budur, yarısı sudur

Size güzel bir şey sunamıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.

Bu işi yarım yamalak yapıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.

Ayranım budur, yarısı sudur

Beş aşağı beş yukarı

Çok az fark olarak, kararlaştırılmak istenen sayıdan, ölçüden bir miktar az veya çok olarak.

"Beş aşağı beş yukarı bir kg. çeker bu tavuk."

Beş aşağı beş yukarı

Burnu Kaf dağında (olmak)

Çok fazla kibirli, herkese yukarıdan bakar (olmak).

"İyi ki bir araba aldı, burnu Kaf dağında bir adam olup çıktı."

Çok kibirli, herkese çok yukarıdan bakar...

Burnu Kaf dağında (olmak)

Büyük oynamak

Büyük bir tehlikeyi göze alarak bir işe girişmek.

Çok fazla para koyarak kumar oynamak.

"Büyük oynadım, ya kaybedeceğim, ya da kazanacağım."

Büyük oynamak

Dağları devirmek

Çok büyük güçlüklerin altından kalkmak, ağır işleri başarmak.

"O, dağları devirir bir adamdır."

Güç yetmez gibi görünen büyük, ağır işler başarmak.

Dağları devirmek

Dikine gitmek

İnatçılık etmek, bildiğini yapmaya çalışmak, kimsenin uyarısına kulak asmamak.

"Biraz daha dikine giderse başına büyük bir belâ gelecek bu çocuğun."

Dikine gitmek

Geceyi gündüze katmak

Ara vermeden, devamlı çalışmak; büyük çaba göstermek.

"Geceyi gündüze katıp çalıştık ve bu evi yaptık."

Geceyi gündüze katmak

Gel zaman git zaman

Aradan epeyce bir zaman geçtikten sonra.

"Gel zaman git zaman bu ikisi beraberce yaptılar bu evi."

Gel zaman git zaman