Acısı içine çökmek
Bir şey için çok derin bir üzüntü duymak, bir şeyin acısını çok içinde duyumsamak.
Çok sinirlenmek, öfkelenmek, kızgınlık duymak.
"İnsanı dinden imandan çıkarıyorsun, yapma şu hareketleri!"
Bir şey için çok derin bir üzüntü duymak, bir şeyin acısını çok içinde duyumsamak.
Çok genç ve deneyimsiz olmak.
Çok genç, toy ve tecrübesiz olmak.
"Şu ağzı süt kokan mı yarışacak benimle."
Bayılmak.
Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.
Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.
Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...
Çok öfkelenmek, kızmak, sinirlenmek.
"Elektriği bağlanmayan adam barut kesilmiş, etrafa bağırıp duruyordu."
Bir kişiye çok fazla kızmak, elinden gelse öldürecek ölçüde sinirlenmek.
"Şu yalancı herifi her söz söyleyişinde bir kaşık suda boğasım geliyor!"
Çok fazla kibirli, herkese yukarıdan bakar (olmak).
"İyi ki bir araba aldı, burnu Kaf dağında bir adam olup çıktı."
Çok kibirli, herkese çok yukarıdan bakar...
Çok özler, çok arar, çok ister olmak.
Çok acı duymak (maddî).
Çok üzülmek.
"Soğuktan burnumun direği sızladı."
Çok taze (sebze ve meyve için).
Çok yeni, üzerinden zaman geçmemiş.
"Şu elmalara bak, daha dumanı üstünde bunların."
Kusmaktan ötürü çok fena olmak.
Bindiği taşıtın çok sarsılması yüzünden bedenî rahatsızlık duymak.
Çok üşümek.
Çok istek duymak.
Bir zarar gelecek korkusu içinde bulunmak.
"Hava iyice soğudu, içim titremeye başladı, haydi içeri girelim."
Çok sinirlenmek, öfkelenmek,"Kan başına sıçramıştı, sağa sola bağırıp duruyordu."