Arkasını sıvamak
İltifat etmek, okşamak, övmek, birisini bu yolları kullanarak bir işe sevk etmek.
"Arkasını sıvayarak yaptırıyorum her işi bu çocuğa."
Hükümete, kanunlara karşı gelerek dağlara çekilmek, buralarda eşkıyalık etmek.
"Düğünü basanlar dağa çıkmışlar."
İltifat etmek, okşamak, övmek, birisini bu yolları kullanarak bir işe sevk etmek.
"Arkasını sıvayarak yaptırıyorum her işi bu çocuğa."
Yararlanılacak şeyde kendisine ortak ya da rakip olacak kimseler ortadan çekilmek.
Yararlanılacak şeyde kendisine ortak ya da rakip olacak kimseler ortadan...
Birilerinin kendisine karşı yapacakları muhtemel kötülüklere karşı uyanık davranmak, tedbirli olmak.
"Eğer ayağını denk almazsan o adamlar başına bir iş...
Bir şeyde ısrar etmek, karşı koymak, kendi kararından vazgeçmemek.
"Ayak diremeseydi çoktan evini yıkmış olacaklardı."
Bir sorun üzerine oy verenler, sayıca, karşı düşünceye oy verenlerden daha az çıkmak.
Bir oyalamada, karşı düşünceye oy verenler sayıca az çıkmak.
Ölmüş olan babanın ruhunu şad etmek için (bana şu iyiliği yap).
Birinden bir iyilik yapılması istenirken
"bu iyiliği, ölmüş olan babanın ruhunu hoşnut etmek...
Bir kimseyi beklemediği bir davranış karşısında bırakarak utandırmak, mahcup etmek.
"Adamı bozum etmeye bayılır bu ihtiyar, ona karşı dikkatli ol."
Bir kimseye büyük bir zarar vermek, kötülük etmek.
İyi bir şeyi kötü hâle getirmek, heder etmek, harcamak.
"Yeni aldığım oyuncağın canına okudu bir günde."
Herhangi bir sebepten ötürü birini zorla dağa veya ıssız bir yere götürüp orada alıkoymak.
"Eşkıyalar, karakol komutanının oğlunu dağa kaldırmışlar; ne...
Sıkıştırıp tedirgin etmek, eziyet etmek.
"İşlerin yavaş gittiğini gören patron işçilerin ensesinde boza pişirmeye başladı."
Şundan bundan konuşarak sohbet etmek.
"O iki ihtiyar kadın hoş beş etmek için yaratılmışlar sanki."
Yönetime karşı topluca karşı gelmek, baş kaldırmak.
"Maden işçileri kazan kaldırmış diyorlar."