Deyimler
İletişim

"Dağa çıkmak" deyiminin anlamı nedir?

Hükümete, kanunlara karşı gelerek dağlara çekilmek, buralarda eşkıyalık etmek.

"Düğünü basanlar dağa çıkmışlar."

Dağa çıkmak deyimine benzer deyimler

Arkasını sıvamak

İltifat etmek, okşamak, övmek, birisini bu yolları kullanarak bir işe sevk etmek.

"Arkasını sıvayarak yaptırıyorum her işi bu çocuğa."

Arkasını sıvamak

Aş deliye kalmak

Yararlanılacak şeyde kendisine ortak ya da rakip olacak kimseler ortadan çekilmek.

Yararlanılacak şeyde kendisine ortak ya da rakip olacak kimseler ortadan...

Aş deliye kalmak

Ayağını denk almak

Birilerinin kendisine karşı yapacakları muhtemel kötülüklere karşı uyanık davranmak, tedbirli olmak.

"Eğer ayağını denk almazsan o adamlar başına bir iş...

Ayağını denk almak

Ayak diremek

Bir şeyde ısrar etmek, karşı koymak, kendi kararından vazgeçmemek.

"Ayak diremeseydi çoktan evini yıkmış olacaklardı."

Ayak diremek

Azınlıkta kalmak

Bir sorun üzerine oy verenler, sayıca, karşı düşünceye oy verenlerden daha az çıkmak.

Bir oyalamada, karşı düşünceye oy verenler sayıca az çıkmak.

Azınlıkta kalmak

Babanın canı için

Ölmüş olan babanın ruhunu şad etmek için (bana şu iyiliği yap).

Birinden bir iyilik yapılması istenirken

"bu iyiliği, ölmüş olan babanın ruhunu hoşnut etmek...

Babanın canı için

Bozum etmek

Bir kimseyi beklemediği bir davranış karşısında bırakarak utandırmak, mahcup etmek.

"Adamı bozum etmeye bayılır bu ihtiyar, ona karşı dikkatli ol."

Bozum etmek

Canına okumak

Bir kimseye büyük bir zarar vermek, kötülük etmek.

İyi bir şeyi kötü hâle getirmek, heder etmek, harcamak.

"Yeni aldığım oyuncağın canına okudu bir günde."

Canına okumak

Dağa kaldırmak

Herhangi bir sebepten ötürü birini zorla dağa veya ıssız bir yere götürüp orada alıkoymak.

"Eşkıyalar, karakol komutanının oğlunu dağa kaldırmışlar; ne...

Dağa kaldırmak

Ensesinde boza pişirmek

Sıkıştırıp tedirgin etmek, eziyet etmek.

"İşlerin yavaş gittiğini gören patron işçilerin ensesinde boza pişirmeye başladı."

Ensesinde boza pişirmek

Hoş beş etmek

Şundan bundan konuşarak sohbet etmek.

"O iki ihtiyar kadın hoş beş etmek için yaratılmışlar sanki."

Hoş beş etmek

Kazan kaldırmak

Yönetime karşı topluca karşı gelmek, baş kaldırmak.

"Maden işçileri kazan kaldırmış diyorlar."

Kazan kaldırmak