Aceleye getirmek
Zaman yetersizliğinden yararlanarak birini aldatmak.
Birini felakete düşürecek plan hazırlamak.
Zaman yetersizliğinden yararlanarak birini aldatmak.
Kendi keyfine dalmış olan birini, sinirlendirici davranışlarla çileden çıkarmak
Aşağılık birini, küçük bir çıkar göstererek, susturmak.
Amacına ulaşmak için birini tatlı sözlerle bir süre oyalamak, kandırmak; umut verip ikna ederek işini yaptırmak.
"Öyle bir insan ki ağzına bir parmak bal çal,...
Çeşitli yollara başvurarak birini bir şeye razı etmek; veya kandırmak.
"Ağzından girip burnundan çıktı ve ondan para koparmayı başardı."
Ne yapıp yaparak bir...
Zulme uğramış bir kimsenin bedduası, zulmü yapanı felakete düşürmek.
Zulüm görenin bedduasının yerini bulup gerçekleşmesi.
"Ahım bir tutarsa dünyanın kaç bucak...
Birini bulunduğu yerden, mevkiden indirmek.
"Ya, gördün mü, demek ki el oğlu adamı al aşağı ediyormuş bir çırpıda!"
Karşı koyan birini boyun eğmek zorunda bırakmak, teslim olmaya zorlamak.
"Düşmana aman dedirtmek boynumuzun borcu oldu artık."
Birini, görevi olmayan, zorunlu olmadığı bir işte çalışmaya zorlamak, zorla çalıştırmak.
Kucaklamak, kolları ile sararak göğsüne yaslamak.
Birini gözetip kayırmak, koruyup yetiştirmek.
"Amcası, yeğenini bağrına basmakta geçikmedi.
Göğsü üzerine...
Bir yığın gereksiz sözlerle bir kimseyi sıkıp yormak.
Bir iş, bir kimseyi rahatsız edip uğraştırmak.
Gereksiz sözlerle birini bunaltmak.
Bir iş için birini...
Yürür gibi yaparak hep aynı yerde ayaklarının birini kaldırıp birini basmak.
Hiç gelişme, ilerleme gösterememek.
"Okullar neredeyse kapanacak ama bizim çocuk...