Başının çaresine bakmak
Kimsenin yardımı olmayacağı anlaşıldığından içinde bulunduğu güç durumdan kurtulma yolunu kendisi aramak.
Kimsenin yardımı olmadan kendi işini kendi yapmak,...
Karışık durumlardan yararlanarak kendi çıkarını sağlamak.
"Bulanık suda balık avlamayı kural hâline getirmiş."
Kimsenin yardımı olmayacağı anlaşıldığından içinde bulunduğu güç durumdan kurtulma yolunu kendisi aramak.
Kimsenin yardımı olmadan kendi işini kendi yapmak,...
Çok basit, küçük, önemsiz bir şeyi büyütüp içinden zor çıkılır bir olay hâline getirmek.
"Bir bardak suda fırtına koparmayı bırak artık, mendilini yaktıysa evi...
Herkesin kendi canının kaygısına düştüğü ve kendi canını kurtarmaya çalıştığı tehlikeli bir durum, yer.
"Ortalık toz dumandı; haykırışlar, inlemeler ortalığı...
Kendi değer ve yeteneğini bilmek, üstün görmemek, kendi yapabileceği şeylerin ötesine geçmemek.
"Merak etme sen, o haddini bilen bir çocuktur."
Çalışıp elde ettiği para ile geçimini sağlamak.
"Ben iyi ya da kötü hayatımı kazanıyorum, sen kendi işine bak."
İstediği yardım gelmeyince kendi işini kendi yapmak durumunda kalmak.
"O her zaman kendi göbeğini kendisi kesmiş, kimseden yardım beklememiştir."
Başkalarının ne diyeceğini hesaba katmadan, bir işi sadece kendi başına tasarlayıp olmuş sayarak sevinmek.
"Kendi kendine gelin güvey olmayı bırak, bakalım kız...
Ortaya çıkan fırsattan yararlanıp başkalarını düşünmeyerek hep kendi çıkarını sağlayacak yönde hareket etmek.
"Hep kendine yontma, biraz da bizi düşün, biz de...
Elindekiyle yetinmeye, kimseye muhtaç olmadan yaşamaya çalışmak; ihtiyaçlarını kendi karşılayarak kimseden yardım istememek.
"Nasıl olalım, kendi yağımızla...
Hemen her işte kendi çıkarını düşünerek hareket etmek.
Kendi kaptığı bir suçu birine yüklemek.
"Camı kendi kırdı ama suçu arkadaşının üstüne attı."
Bir malın tapusunu kendi üzerine yazdırmak ya da çıkartmak.
Bir çocuğu evlât edinmek, kendi nüfusunu kaydettirmek.
"Evi üstüne geçirmiş dedem, doğru mu?"