Açlıktan ölmeyecek kadar
Pek az bir şey, gereğinden az.
Şimdi yaşayan insanlardan gelecek kuşaklara.
Az zaman içinde.
Pek az bir şey, gereğinden az.
Başkasına bir şeyler vermesi gereken kişi, az az verip sayıyı çoğaltarak çok şey veriyormuş gibi görünmek istiyor. Ama alan da bunlardan birkaçını birleştirip...
Seyrek olarak,
"Ara sıra".
Seyrek olarak, ara sıra, zaman zaman.
Seyrek olarak, zaman zaman, arada bir, ara sıra.
Bir parça, o kadar çok olmayan, oldukça.
"Az buçuk."
Ne az ne çok, oldukça.
"Az kalsın."
Neredeyse, hemen hemen, az kalsın.
Kimi zaman umut keserek, kimi zaman umut besleyerek, güç koşullar içinde.
Aradan epeyce bir zaman geçtikten sonra.
"Gel zaman git zaman bu ikisi beraberce yaptılar bu evi."
Sorunları bulunmayan; neşe, bolluk ve huzur içinde olan yer.
"Ne zaman güllük gülistanlık içinde olacağız acaba?"
Geçim sıkıntısı içinde olmak ve borçtan kurtulamamak, gelir ve giderini denkleştirememek.
"Bilmiyorum ne zaman iki yakamız bir araya gelecek."
Çok çabuk, kimsenin sezmesine fırsat vermeyecek kadar az bir zaman içinde.
"Kaşla göz arasında kapıverdi mendili."
Az bir farkla, az fazla ya da az eksik olmak üzere, yaklaşık olarak.
"Üç aşağı beş yukarı anlaşırız, merak etme."