Adam oluncaya kadar dokuz fırın ekmek ister
Yetişip topluma yararlı duruma gelmek.
İşe yaramayan bir şey onarılıp işe yarar duruma gelmek.
Yetişip topluma yararlı bir kişi olması için uzun zaman gerek.
Tam yararlı olmayacak biçimde parça parça.
Yetişip topluma yararlı duruma gelmek.
İşe yaramayan bir şey onarılıp işe yarar duruma gelmek.
Yetişip topluma yararlı bir kişi olması için uzun zaman gerek.
Olmayacak, gerçekleşmeyecek bir iş uğrunda boşuna çaba sarf etmek.
"Desene boşuna kürek çekmişiz, olmayacak bu iş."
Bir şeyin miktarı üzerinde durmamak, ele geçen kadarını hoş görmek.
Azdan bir parça çok, biraz.
Bir parça, biraz, azdan biraz çok.
Bir parça, o kadar çok olmayan, oldukça.
"Az buçuk."
Ne az ne çok, oldukça.
Suratı çok asık (olmak).
"Ne olmuş bir cam kırılmışsa, iki gündür burnundan düşen bin parça."
Bütüne göre çok ufak bir parça.
"Onun yaptığı iş devede kulak kalır."
Görülüp de imrenilen yiyeceklerden görenlere çıkarılan pay, imrenmelerini yok edecek küçük parça.
"Çocukların göz hakkını ayırmayı da sakın unutmayın."
Eski çürük, sağlam olmayan, değersiz (şey).
Düzgün olmayan, parça parça, dağınık (söz).
"Şu kırık dökük eşyaları ortadan kaldırın hemen!"
Düşünmediği, beklemediği bir anda biriyle karşılaşmak.
Düşünmediği veya düşünülmediği hâlde payına düşmek.
"Desenli parça bana rast geldi..
Hedefi...
Bir yoldan kimseyi geçirmeyecek biçimde düzen kurmak.
"Askerler tam teçhizatlı yolu tutmuşlar, bekliyorlardı."
Sıkıntısı, öfkesi ve küskünlüğü yüz ifadesinden belli olmak.
"Babamın yüzünden düşen bin parça, ne oldu yine?"