Allah ne verdiyse
Evde ne yemek varsa
Elimize (elinize) ne geçerse, ne kazanabilirsek.
(Şaka sözü) sofraya saldırdı, yemek yenmekte.
Evde ne yemek varsa
Elimize (elinize) ne geçerse, ne kazanabilirsek.
Gebe kadın, kimi yemeklerden tiksinmek, kimi şeyleri yemek için aşırı istek duymak.
İştahla sofraya oturmak.
Bir işi çabuk bitirmek üzere oturup ele almak.
Birini altına alıp dövmek.
"Birkaç kişi utanmadan zavallı adamın başına çöktüler."
Bir kimsenin büyük zarar görmesine ya da ölmesine yol açmak.
"Ruhsuz herifler adamın başını yemek için yarışa giriştiler."
Sofrada en önemli yemek.
Birinin ölümüne sebep olmak.
Birinin herhangi bir işte güç durumda kalmasına yol açmak.
"Adamın başını sebepsiz yere yediler, şimdi...
(Şaka sözü) Öyle uzun uzun düşünüp tasalanacak ne var?
Yemek pişirme, hazırlama sıkıntıları.
Geçim için uğraşma, kazanç sağlama kaygısı.
"Boğaz derdi, bence dertlerin en büyüğüdür."
Durmadan bir şeyler yemek.
Bir üzüntüden dolayı iştahı kesilmek, isteksiz ve zorla yemek.
"Annemin o hasta hâli gözümün önüne geldikçe lokmalar boğazıma diziliyor."
(Alay sözü) Gereği olmayan o işi yapmakla sanki yükseldin.
Açlığını yatıştırmak için az miktarda yemek yemek.
Haddinden fazla yemek, çok yemek, mideyi rahatsız edecek kadar çok yemek.
"Doymaz çocuk, tıka basa doldurdu karnını."