Abdal dili dökmek
Bir kimseden, yardakçı diliyle bir şey istemek, yada da bu dille birisine yaranmaya çalışmak.
Yakıcı güneş altında, yıpratıcı toprak üstünde çalışmak.
Bir kimseden, yardakçı diliyle bir şey istemek, yada da bu dille birisine yaranmaya çalışmak.
Doğal ölçülerin çok üstünde gelişmiş, çok iri, iriyarı kimse.
İçinde çıkılması ya da altında kalkılması, yapılması, başarılması güç iş, güç sorun.
Sözle oyalamaya avutmaya çalışmak.
Soğuktam çenesi titreyerek dişlerini birbirine vurmak.
Yapamayacağı bir işi yapabilir görünerek bir kimseyi oyalamaya, aldatmaya çalışmak.
Bir kimseyi konuşturarak belli bir konu üzerindeki düşüncesini öğrenmeye çalışmak.
Karşısındaki bir şey düşünemezmiş gibi ona yol göstermeye, kendi düşüncesini ona aşılamaya çalışmak.
Güneş batacağı sırada.
Bir şeyi karşılıksız bırakmamak.
"Onun bana yaptığı iyiliğin altında kalır mıyım?"
Bir şeyin üstesinden gelmek.
"Bana verdiği işin altında kalmayacağım."
Bir kimseyi işini yaptırabilmek için pohpohlamak, gereğinden fazla överek istediğini elde etmeye çalışmak.
Bir şeye değerinden çok para istemek, olmayacak bir istekte bulunmak.
"Senin istekli olduğunu duydu adam, şimdi gidersen anasının nikâhını isteyecek o...
Bir yere güneş ışığı ulaşmak.
"Evin bir odası güneş almıyor."