Altından Çapanoğlu çıkmak
Girişilen bir işte başa dert olacak bir durumla, umulmayan bir tehlike ile karşılaşmak.
"Bana öyle geliyor ki bu işin altından Çapanoğlu çıkacak."
"Başa kakmak."
Girişilen bir işte başa dert olacak bir durumla, umulmayan bir tehlike ile karşılaşmak.
"Bana öyle geliyor ki bu işin altından Çapanoğlu çıkacak."
Birbirine denk, eşit olmak; birlikte olmak.
"Takımlar başa baş bir mücadele verdiler."
Gücünün üstünlüğünü kanıtlamak, bir şeye gücü yetmek.
"Onunla başa çıkabilirim, merak etme sen."
En üstün yeri almak.
Herhangi bir konu önemce ilk sırayı almak.
"Ülkede ekonomik yolsuzluklar başa geçti."
Kötü bir duruma uğramak.
"Kim demiş başa gelen çekilir diye?"
Yağlı güreşte başpehlivanlık için güreşmek.
En üstün sonucu almak için mücadele etmek, yarışmada birinciliği almak için uğraşmak.
"Takımımız öteden beri başa...
Biriyle yalnız kalmak, iki kişi bir arada yalnız kalmak.
"Misafirler gittikten sonra baş başa kaldılar."
Birbirinin düşüncesinden yararlanmak üzere birkaç kişi toplanıp bir konuyu görüşmek, bir konuda dertleşmek.
"Bu sorunu ancak baş başa vermekle çözebiliriz."
Bir uçtan öbür uca.
"Bir baştan bir başa."
Çok fazla ve esprili konuşan.
"Dil ebesi bir adam o, sen onunla başa çıkamazsın."
Beklediği yardım gelmeyince, kendi işini kendisi yapmak zorunda kalmak.
"İş başa düştü desene!.."
Gereğinden fazla, oldukça çok, kalabalık.
"İt sürüsü kadar adam, nasıl başa çıkacağız bunlarla."