Alttan (aşağıdan) almak
Sert konuşan birine karşı yumuşak, olumlu, onu haklı görüyormuş gibi tavır almak.
"Amacına ulaşmak istiyorsan onunla konuşurken alttan al, pes perdeden konuş."
Düşman olmak, düşman gibi görünüp tavır almak.
"Yalnız benim değil, bütün ailenin düşmanı kesilmişti."
Sert konuşan birine karşı yumuşak, olumlu, onu haklı görüyormuş gibi tavır almak.
"Amacına ulaşmak istiyorsan onunla konuşurken alttan al, pes perdeden konuş."
Önce direnirken zor karşısında baş eğmek.
"Aman dilemek."
Teslim olmak, önce direnirken zor karşısında boyun eğmek.
"Nihayet düşman amana geldi."
Uydurma olmak, yalan olmak, gerçek olmamak, doğru olmamak, asılsız olmak.
Benim durumum da onunkinden aşağı değil ama, onun gibi gösteriş meraklısı değilim.
Çok üzücü bir haberle aşırı sarsıntıya uğrayıp düşünme yeteneğini yitirir gibi olmak.
Umulmadık, beklenmedik bir olay karşısında şaşkınlığa düşmek, düşünce...
Dizini yere koyarak oturmak.
Teslim olmak.
"Düşman askerleri önümüzde diz çökmüşlerdi."
Bir kenara çekilip toplum ile ilişkisini kesmek, toplumun yaşayışına karışmaz olmak, daha çok ibadetle meşgul olmak ve dünya işleriyle ilgilenmez olmak.
"Bizim...
Nisbet yapmak, iyi durum ve başarılarıyla düşmanı kızdırmak ve kıskandırmak.
"Düşman çatlatmakta da üstüne yok senin!"
Heyecan ve telâş göstermeyen, merak etmeyen, olayları hoş karşılayan.
"Geniş gönüllü olmak benim için o kadar kolay değil."
Birbirlerinin kanını dökecek, birbirlerini öldürecek kadar birbirlerine düşman olmak.
"Küçücük bir tarla yüzünden kanlı bıçaklı olduk."
Yalnız iyi günlerde değil sıkıntılı, üzücü, düşkünlük günlerinde de insanın yardımına koşan, dostunu yalnız bırakmayan kimse.
Ölümü göze alarak bir işe kalkışmak.
"Kelleyi koltuğuna alıp düşman karşısına çıkmak her babayiğidin harcı değil."