Ağzından kaçırmak
Söylemek istemediği bir şeyi, boş bulunup söyleyivermek.
"Dikkatli ol, lafı ağzından kaçırıp da gideceğimiz yeri söyleme."
Söylemek istemediği şeyi farkında...
Çıkar sağlanacak yeri veya şeyi bulmak, bu konuda nasıl hareket edileceğini bilmek.
"Onun bal alacak çiçeği bilmede üstüne yoktur."
Söylemek istemediği bir şeyi, boş bulunup söyleyivermek.
"Dikkatli ol, lafı ağzından kaçırıp da gideceğimiz yeri söyleme."
Söylemek istemediği şeyi farkında...
Bir şeyi bulmak için aramadık yer bırakmamak.
"Evin altını üstüne getirdik ama tabancayı bulamadık."
Söz ve davranışlarıyla çevreyi birbirine düşürmek,...
O an ki durumu temelli olmayan bir çözümle kurtarmak veya bir işi kesin neticeye vardırmış gibi görünmek.
"İnsanları altmış altıya bağlamakta üstüne yoktur...
Yemin etmek, bir şeyi yapmaya veya yapmamaya söz vermek.
"Ant içtik, asla bu ülkeyi düşmana bırakmayacağız."
Bir yeri sürekli çıkar kaynağı olarak sömürmek.
Bir yeri sürekli çıkar kaynağı olarak kullanmak, sömürmek.
"Batılılar ülkemizi arpalık yaptılar âdeta."
Size güzel bir şey sunamıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.
Bu işi yarım yamalak yapıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.
Falanca, bu sıkıntıya nasıl dayanıyorsa sen de dayanmalısın.
Falancaya bu denli zor bir iş yaptırmak acımasızlıktır.
Bir kimsenin herkesçe bilinmeyen, geçmişteki kötü bir yönünü veya kötü durumunu bilmek.
"Sakın güvenme ona, ben onun cemaziyülevvelini bilirim."
Tehlikeli bir durumdan hiç zarar görmeden kurtulmak.
"Nasıl oluyor da, bu adam hep dört ayak üstüne düşüyor?"
Bir konuda düşüncesini bildirmek.
Bir konuda yol gösterici bilgi edinmek.
"Nasıl yapmalıyım? Bana biraz fikir versenize."
Birini çok üzecek, gücendirecek davranışta bulunmak.
"Gönül kırmakta üstüne yoktur onun."
"Onun bunu yapmaya yetkisi yoktur; böyle bir işe nasıl, hangi yetenekle girişir? Bu işi yapması imkânsızdır" anlamında kullanılır.
"Haddine mi düşmüş ki ona...