Adam içine karışmak
Önemli, değerli kimselerle görüşür olmak, onlar arasına karışmak.
İnsanlar arası karışmak, eşle dostla görüşmeye başlama.
Önemli, değerli kimselerle görüşür olmak, onlar arasına karışmak.
İki kişinin arasındaki bir işe karışmak.
Araları bozuk olan iki kişiyi uzlaştırmaya çalışmak.
Yapılmakta olan bir işin yapılmasını geciktirmek.
"Araya başka...
Arası bozuk olan kimse ile barışmak.
Arası açık olan iki kişiyi uzlaştırıp, barıştırmak.
"Hasan aramızı yapmasaydı biz hâlâ diken üstünde oturuyor olacaktık."
Çok acı çekmiş; dert, sıkıntı, darlık, kahır görmüş; yaslı.
"Nice bağrı yanık insanlar yaşamış bu topraklarda."
Aradaki dargınlığı kaldırarak barışmak, dostluğu yenileyip görüşmeye başlamak.
Önde görünmek, her şeyde söz sahibi olmak, her şeyi kendi düşüncesine uydurmak, hep dediğini yaptırmak çabası ve tutkusu.
"Benlik dâvası güden insanlar bir...
Yaşamak için, geçinebilmek için yapılan didinme, uğraş.
"Hemen bütün insanlar boğaz kavgasının içinde kaybolmuş durumdalar."
Geçim içim uğraşıp didinme.
Üzerine vazife olmadığı, gerekmediği hâlde her işe karışmak.
"Sen de her işe burnunu sokmaktan geri durmazsın!"
Herkesin kendi canının kaygısına düştüğü ve kendi canını kurtarmaya çalıştığı tehlikeli bir durum, yer.
"Ortalık toz dumandı; haykırışlar, inlemeler ortalığı...
Böyle yetersiz durumunla başından büyük işlere karışmak senin neyine?
Başıboş bırakmak, sıkı tuttuğu yönetimi gevşetmek.
"Yönetim, dizginleri salıverince insanlar rahat bir nefes aldılar."
"Bütün insanlar engel olmaya kalksa bile, asla, hiçbir zaman, kim ne derse desin" anlamında, yine bildiğini yapma durumu için kullanılır.
"Dünya bir araya...